Archive for 13 Ocak 2013

Türkiye İş Kurumu İstihdam Uzmanlığı Yönetmeliği

Türkiye İş Kurumundan:

TÜRKİYE İŞ KURUMU İSTİHDAM UZMANLIĞI YÖNETMELİĞİ

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

(26.12.2012 tarih ve 28509 sayılı R.G. de yayımlanmıştır.)

Amaç

MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı, İstihdam Uzman Yardımcılarının işe alımı, yetiştirilmesi, İstihdam Uzmanlığına atanması ve İstihdam Uzmanları ile İstihdam Uzman Yardımcılarının görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin usul ve esasları belirlemektir.

Kapsam

MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik hükümleri, İstihdam Uzman Yardımcılığına atanmak isteyen adaylar ile İstihdam Uzmanı ve Uzman Yardımcıları hakkında uygulanır.

Dayanak

MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelik 25/6/2003 tarihli ve 4904 sayılı Türkiye İş Kurumu Kanununun 15 inci ve 32 nci maddeleri ile 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ek 41 inci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

MADDE 4 – (1) Bu Yönetmelikte geçen;

a) Genel Müdür: Türkiye İş Kurumu Genel Müdürünü,

b) Giriş Sınavı: İstihdam Uzman Yardımcılığı giriş sınavını,

c) KPDS: Kamu Personeli Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavını,

ç) KPSS: Kamu Personel Seçme Sınavını,

d) Kurum: Türkiye İş Kurumunu,

e) ÖSYM: Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezini,

f) Sınav Kurulu: İstihdam Uzman Yardımcılığı giriş sınavı kurulunu,

g) Tez: İstihdam Uzman Yardımcılarının hazırlayacakları uzmanlık tezlerini,

ğ) Uzman: İstihdam Uzmanını,

h) Uzman Yardımcısı: İstihdam Uzman Yardımcısını,

ı) Yeterlik Sınavı: İstihdam Uzmanlığı yeterlik sınavını,

i) Yeterlik ve Tez Kurulu: İstihdam Uzmanlığı yeterlik sınavı ve tez kurulunu,

ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM

Giriş Sınavı ve Uzman Yardımcılığına Atanma

Giriş sınavı

MADDE 5 – (1) Kurumda görevlendirilecek uzman yardımcıları, kadro ve ihtiyaç durumları dikkate alınarak, Kurumca uygun görülecek tarihlerde açılacak giriş sınavı ile alınırlar.

(2) Giriş sınavı, yazılı ve sözlü veya sadece sözlü aşamadan oluşur.

Sınav kurulu

MADDE 6 – (1) Sınav Kurulu; Genel Müdür veya görevlendireceği genel müdür yardımcısının başkanlığında; genel müdür yardımcıları, 1. Hukuk Müşaviri, daire başkanları ve uzmanlar arasından Genel Müdür tarafından belirlenecek toplam beş asil üç yedek üyeden oluşur.

(2) Komisyon üyeleri kendilerinin, boşanmış olsalar dahi eşlerinin, ikinci dereceye kadar (bu derece dahil) kan ve kayın hısımlarının veya evlatlıklarının katıldığı sınavlarda görev alamazlar.

(3) Sınav kurulu üye tam sayısı ile toplanır ve oy çokluğu ile karar alır.

(4) Sekreterya hizmetleri İnsan Kaynakları Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülür.

Giriş sınavı duyurusu

MADDE 7 – (1) Giriş sınavı tarihinden en az otuz gün önce öğrenim dalları itibariyle; atama yapılacak kadroların sayı, sınıf, unvan ve dereceleri, sınava kabul edilecek aday sayısı, sınava katılacaklarda aranacak genel ve özel şartlar, başvuru tarihleri, yeri ve şekli ile başvuruda istenecek belgeler, sınavın yeri, zamanı, sınav konuları ve değerlendirme yöntemleri Resmî Gazete’de, Kurum internet sayfasında ve Türkiye genelinde yayınlanan baskı sayısı en yüksek ilk beş gazetenin en az birinde ilan vermek suretiyle duyurulur.

Giriş sınavına başvuru şartları

MADDE 8 – (1) Giriş sınavına katılabilmek için;

a) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinde belirtilen genel şartları taşımak,

b) Kurumun kadro ve ihtiyaç durumuna göre;

1) En az dört yıllık lisans eğitimi veren hukuk, siyasal bilgiler, iktisat, işletme, iktisadî ve idarî bilimler fakültelerinden veya bunlara denkliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen yurtiçindeki veya yurtdışındaki öğretim kurumlarından,

2) En az dört yıllık lisans eğitimi veren iletişim fakülteleri ile fakültelerin istatistik, matematik, endüstri mühendisliği ve işletme mühendisliği bölümlerinden veya bunlara denkliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen yurt içindeki veya yurt dışındaki öğretim kurumlarından,

mezun olmak,

c) Son başvuru tarihi itibarıyla geçerlilik süresi dolmamış KPSS’de, giriş sınavı ilânında belirtilen puan türü veya türlerinden, aynı ilânda belirtilen taban puanı almış olmak,

ç) Giriş sınavının yapıldığı tarihte otuzbeş yaşını doldurmamış olmak,

şarttır.

(2) Kurum birinci fıkranın (b) bendinde belirtilen mezuniyet koşullarına uygun olarak öğrenim alanlarına ilişkin kontenjan belirleyebilir.

Başvuru şekli ve belgeleri

MADDE 9 – (1) Giriş sınavına başvuru; şahsen, elden veya posta yoluyla ilânda belirtilen adrese veya ilânda belirtildiği takdirde internet erişimi üzerinden yapılır. Postadaki gecikmeler ve ilânda belirtilen süre içerisinde yapılmayan başvurular dikkate alınmaz.

(2) Giriş sınavına girecek adaylardan başvuru sırasında aşağıdaki belgeler istenir:

a) Sınav başvuru formu.

b) KPSS sonuç belgesinin aslı ya da onaylı örneği veya bilgisayar çıktısı.

c) İki adet vesikalık fotoğraf.

ç) T. C. kimlik numarası yazılı beyanı.

d) Yükseköğrenim diplomasının veya çıkış belgesinin aslı veya Kurumca onaylı örneği.

e) Erkek adaylarda askerlik görevini yaptığını veya sınav tarihinde erteletmiş olduğunu ya da askerlikle ilişkisi bulunmadığına dair yazılı beyanı.

f) Adli sicil kaydı olup olmadığına dair yazılı beyanı.

g) Adayın özgeçmişi.

(3) İkinci fıkranın (a) bendi dışındaki belgeler, sadece sözlü sınava girmeye hak kazanan adaylardan istenir. Adayların söz konusu belgeleri, Kurum tarafından belirlenecek tarihe kadar teslim etmesi zorunludur.

(4) İstenen belgelerde gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu tespit edilenlerin sınavları geçersiz sayılır ve atamaları yapılmaz. Bunların atamaları yapılmış olsa dahi iptal edilir. Bu kişiler hiçbir hak talep edemezler ve haklarında suç duyurusunda bulunulur.

Giriş sınavına çağrı

MADDE 10 – (1) Süresi içinde yapılan başvurular ve başvuru belgeleri Kurum tarafından incelenerek gerekli şartları taşıyanlar belirlenir ve adayların listesi düzenlenir.

(2) Giriş sınavının yazılı ve sözlü yapılması halinde, başvuran adaylardan KPSS sonuçlarına göre en yüksek puana sahip olandan başlanarak, atama yapılacak kadro sayısının en fazla yirmi katına; sadece sözlü yapılması halinde en fazla dört katına kadar aday çağrılır. Sonuncu adayla aynı puana sahip olanlar da dâhil edilerek sınava gireceklerin listesi Kurum internet sayfasında yayınlanır.

Giriş sınavı konuları

MADDE 11 – (1) Giriş sınavının yazılı aşaması 8 inci maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendinde belirtilen bölümlerden mezun olanlar için aşağıdaki konular arasından yapılır.

a) İktisat Grubu:

1) Mikro ve makro iktisat.

2) Çalışma ekonomisi.

3) İktisat politikası.

4) Türkiye ekonomisi.

5) Uluslararası ekonomik ilişkiler ve kuruluşlar.

b) Maliye Grubu:

1) Kamu maliyesi.

2) Maliye politikası.

3) Bütçe ve bütçe politikası, Türk bütçe sistemi.

4) Türk vergi sisteminin genel esasları.

c) Hukuk Grubu:

1) Anayasa hukuku.

2) İdare hukukunun genel esasları ve idari yargı.

3) Ceza hukuku (genel hükümler).

4) Borçlar hukuku (genel hükümler).

5) Medeni hukuk (başlangıç-kişiler hukuku-eşya hukuku).

6) İş ve sosyal güvenlik hukuku.

ç) Genel kültür ve genel yetenek ile yabancı dil bilgisi.

d) Kurumun görev alanı ile ilgili konular.

(2) Giriş sınavının yazılı aşaması 8 inci maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) numaralı alt bendinde belirtilen bölümlerden mezun olanlar için, aşağıdaki konular arasından yapılır.

a) Genel kültür ve genel yetenek ile yabancı dil bilgisi.

b) Mezun olunan bölümlerin müfredatı dikkate alınarak belirlenen alan bilgisi konuları.

c) Kurumun görev alanı ile ilgili konular.

(3) Yazılı sınavda soruların konu grupları bakımından hangi ağırlıkta değerlendirmeye tabi tutulacağına sınav duyurusunda yer verilir.

(4) Yazılı sınav Kurum tarafından yapılır veya Millî Eğitim Bakanlığı, ÖSYM, Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü veya yükseköğretim kurumlarından birine yaptırılır.

(5) Giriş sınavının sözlü aşamasında ya da giriş sınavının sadece sözlü yapılması halinde, adayın;

a) Sınav konularına ilişkin bilgi düzeyi,

b) Kavrama, muhakeme etme, özetleme ve ifade etme yeteneği,

c) Liyakati, temsil kabiliyeti, davranış ve tepkilerinin mesleğe uygunluğu,

ç) Özgüveni, ikna kabiliyeti ve inandırıcılığı,

d) Genel yetenek ve genel kültürü,

e) Bilimsel ve teknolojik gelişmelere açıklığı,

değerlendirilir.

(6) Beşinci fıkranın (a) bendi elli puan, diğer bentleri onar puan üzerinden değerlendirilir.

Giriş sınavının değerlendirilmesi ve duyurulması

MADDE 12 – (1) Giriş sınavının yazılı aşamasında başarılı sayılmak için en az 70 puan alınması şarttır. Yazılı sınavda başarılı olanlar arasından, en yüksek puandan başlanarak atama yapılacak kadro sayısının en fazla dört katı kadar aday ile son sıradaki adayla aynı puanı alan adaylar sözlü aşamaya girmeye hak kazanır.

(2) Yazılı sınav sonuçları, Kurum internet sayfasında yayınlanmak suretiyle ilan edilir. İlanda, sözlü aşamaya girmeye hak kazanan adayların sınav yeri, tarihi ve saati de belirtilir. İlan dışında adaylara ayrıca tebligat yapılmaz.

(3) Sözlü aşamada, komisyon başkanı ve üyeleri tarafından adaya ayrı ayrı puan verilir ve tutanağa geçirilir. Komisyonun başkan ve üyelerinin yüz tam puan üzerinden verdikleri puanların aritmetik ortalaması adayın puanıdır. Sözlü aşamadan geçmek için, sınav kurulu üyelerinin puanlarının aritmetik ortalamasının en az 70 olması gerekir.

(4) Giriş sınavı puanı, yazılı sınav yapılması halinde yazılı ve sözlü sınav puanlarının aritmetik ortalaması alınarak, sadece sözlü sınav yapılması durumunda sözlü sınav puanı esas alınmak suretiyle belirlenir. Giriş sınavı sonuçları, sınav kurulunca puanı en yüksek adaydan başlanmak suretiyle başarı derecesine göre liste halinde tespit edilerek bir tutanağa bağlanır. Ayrıca herhangi bir kayıt tutulmaz.

(5) Kadro durumu ve ihtiyaca göre belirlenen yeteri kadar aday yarışma sınavını kazanmış sayılır. Giriş sınavında 70 ve üzerinde puan almış adaylardan başarı sıralamasına göre, boş kadro sayısının yarısı kadar yedek belirlenir. Giriş sınavı sonuçları, yazılı olarak ve Kurum internet sayfasından yayınlanmak suretiyle ilgililere duyurulur. İlan edilen sınav sonuçları, bir yılı aşmamak üzere müteakip sınavın başvuru tarihine kadar geçerlidir.

Uzman yardımcısı olarak atanma

MADDE 13 – (1) Giriş sınavını kazananlar arasından asil listede yer alanlardan başlamak üzere ilan metninde belirtilen boş kadro sayısı kadar aday başarı sıralamasına göre uzman yardımcılığı kadrosuna atanır. Giriş sınavını kazananların uzman yardımcılığı kadrolarına atanmaları için Kurum tarafından bildirilen süre içinde aşağıdaki belgelerle birlikte İnsan Kaynakları Dairesi Başkanlığına başvurmaları gereklidir.

a) Görevini devamlı yapmaya engel olabilecek akıl hastalığı olmadığına dair yazılı beyanı.

b) Mal bildirimi.

c) Dört adet vesikalık fotoğraf.

(2) Bu süre içinde geçerli bir mazereti olmaksızın başvurmayan adayların atamaları yapılmaz. Bu şekilde atama yapılamayan kadrolara veya ataması yapıldığı halde göreve başlamayan asil adayların yerine, yedek adaylardan başarı sıralamasına göre atama yapılır.

(3) Giriş sınavı sonunda göreve başlatılanlar onbeş gün içinde Devlet Personel Başkanlığı ve ÖSYM’ye bildirilir.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Tez, Yeterlik Sınavı ve Uzmanlığa Atanma

Tez çalışmalarına başlama

MADDE 14 – (1) Uzmanlık tezi çalışmalarına başlanmadan önce, 6 ncı maddede belirtilen usulle yeterlik ve tez kurulu oluşturulur. Her bir uzman yardımcısının hazırlayacağı uzmanlık tezinin konusu ile tez danışmanı, aylıksız izin ile toplamı üç ayı aşan hastalık ve refakat izin süreleri hariç olmak üzere iki yıllık hizmet sürelerinin tamamlanmasını müteakip bir ay içinde belirlenir.

(2) Uzman yardımcısı tarafından; üç tez konusu ile daire başkanları, uzmanlar ve öğretim üyeleri arasından en fazla üç tez danışmanı belirlenerek Daire Başkanı aracılığıyla yeterlik ve tez kuruluna önerilir. Tez konusu ve tez danışmanı, önerilerle sınırlı olmaksızın yeterlik ve tez kurulu tarafından belirlenerek ilgililere duyurulur.

(3) Tez danışmanının sadece bir tez için danışmanlık yapması esastır. Yeterli sayıda danışman olmaması halinde, bir danışman aynı anda en fazla iki tez için danışmanlık yapabilir.

Tezin hazırlanması

MADDE 15 – (1) Uzmanlık tezlerinin tez danışmanı rehberliğinde, bilimsel araştırma esaslarına ve Kurumca hazırlanacak tez yazım yönergesine uygun olması gerekir.

(2) Tezin hazırlanmasında, konunun başka bir kurum ve kuruluşta uzmanlık, yüksek lisans, doktora tezi veya başka bir ad altında içerik ve sonuçları açısından aynı şekilde incelenip savunulmamış olması esastır. Uzman yardımcısının hazırlayacağı tezin kendi görüş ve değerlendirmeleri ile önerilerini içermesi ve bilimsel çalışma etiğine uygun olması gerekir.

(3) Tez döneminde uzman yardımcısına teziyle ilgili araştırmaları için gerekli kolaylık sağlanır.

Tezin teslimi

MADDE 16 – (1) Tez konusunun ilgililere duyurulmasından itibaren on iki ay içerisinde tezin Uzman Yardımcısı tarafından fiilen görevli bulunduğu birimdeki daire başkanına teslimi zorunludur. Tez danışmanları da rehberlik ettikleri tez hakkındaki görüşlerini ve uzman yardımcılarının çalışmasını bir rapor halinde aynı süre içerisinde ilgili daire başkanlığına sunar. Danışman görüşü ve tez, daire başkanınca on ikinci ayın bitiminden itibaren bir hafta içerisinde yeterlik ve tez kuruluna iletilir.

(2) Geçerli bir mazeret olmaksızın süresi içinde tezlerini sunmayanlara altı ayı aşmamak üzere ek süre verilir.

Tez değerlendirme

MADDE 17 – (1) Yeterlik ve tez kurulu, tezi inceleyerek ve uzman yardımcısının sözlü tez savunmasını alarak tezle ilgili değerlendirmesini yapar. Tezin başarılı ya da başarısız olduğuna oy çokluğuyla karar verilir. Kararın, tezin kurula iletilmesinden itibaren üç ay içerisinde verilmesi esastır.

(2) Tezi başarısız bulunan uzman yardımcısına, tezde tespit edilen aksaklıklar yazılı olarak bildirilir ve düzeltme yapması için veya yeni bir tez hazırlaması için altı aya kadar ek süre tanınır. Düzeltilen tez aynı usulle tekrar değerlendirilir.

Yeterlik sınavına girmeye hak kazanma

MADDE 18 – (1) Uzman yardımcılarının yeterlik sınavına girebilmesi için adaylıkta geçen süreler dâhil aylıksız izin ile toplamı üç ayı aşan hastalık ve refakat izinleri hariç en az üç yıl uzman yardımcısı olarak görev yapmış olması ve hazırladıkları uzmanlık tezlerinin başarılı kabul edilmesi şarttır.

(2) Yeterlik sınavı, yeterlik ve tez kurulu tarafından uygun görülen yer ve tarihte yazılı olarak yapılır.

(3) Yeterlik sınavı;

a) Genel kültür ve güncel ekonomik mali ve sosyal konular (15 puan),

b) Hukuk,

1) Anayasa hukuku (5 puan),

2) İdare hukuku ve Devlet personel rejimi (5 puan),

3) İş ve sosyal güvenlik hukuku (5 puan),

c) Kurumun görev ve çalışmaları ile ilgili mevzuat ve uygulamalardan (70 puan),

oluşur. (c) bendindeki konuların kapsamı yeterlik sınavından en az üç ay önce yazılı olarak duyurulur.

(4) Yeterlik sınavında başarılı olabilmek için yazılı sınavda yüz tam puan üzerinden en az yetmiş puan alınması şarttır.

(5) Yeterlik sınavında başarılı olamayanlar veya sınava girmeye hak kazandığı hâlde geçerli mazereti olmaksızın sınav hakkını kullanmayanlara, bir yıl içinde ikinci kez sınav hakkı verilir.

Uzmanlığa atanma

MADDE 19 – (1) Uzman olarak atanabilmek için;

a) Yeterlik sınavında başarılı olmak,

b) Uzman yardımcılığı dönemi içinde alınmış olmak kaydıyla, KPDS’den asgari (C) düzeyinde veya dil yeterliği bakımından buna denkliği kabul edilen ve uluslararası geçerliliği bulunan başka bir belgeye, en geç yeterlik sınavı tarihinden itibaren iki yıl içerisinde sahip olmak,

gerekir.

(2) Birinci fıkradaki şartları yerine getiren uzman yardımcısı, yeterlik sınavındaki başarı sıralamasına göre durumuna uygun uzman kadrosuna atanır.

Başarısızlık hali ve başka kadroya nakil

MADDE 20 – (1) Verilen ek süre içinde tezlerini sunmayan veya ikinci defa hazırladıkları tezleri de kabul edilmeyenler, ikinci yeterlik sınavında da başarı gösteremeyen veya sınav hakkını kullanamayanlar ile süresi içinde yabancı dil yeterliliği şartını yerine getirmeyenler, uzman yardımcısı unvanını kaybederler ve Kurumda durumlarına uygun memur unvanlı kadrolara atanırlar.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Yetiştirme

Yetiştirme programı

MADDE 21 – (1) Uzman yardımcıları için İnsan Kaynakları Dairesi Başkanının başkanlığında, hizmet içi eğitimden sorumlu şube müdürü ve üç uzmandan oluşan komisyon tarafından bir yetiştirme planı hazırlanır ve bu plan uzman yardımcılarının atanmalarını takip eden bir ay içerisinde Genel Müdür tarafından onaylanır.

(2) Yetiştirme planı;

a) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 55 inci maddesi ve 21/2/1983 tarihli ve 83/6061 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Aday Memurların Yetiştirilmelerine İlişkin Genel Yönetmelik hükümlerine uygun olarak ilk üç ay içerisinde temel ve hazırlayıcı eğitim verilmesini,

b) Uzman yardımcısına, yetiştirilmesinin ilk altı ayı içerisinde, atandığı başkanlık dışında, Kurumun ana hizmetlerini yürüten başkanlıklarda toplam bir aydan az olmamak üzere staj yaptırılmasını,

c) Mesleki mevzuat ve bu mevzuatın uygulanmasına ilişkin bilgi ve becerilerin edinilmesini,

ç) Yazışma, rapor yazma, bilimsel araştırma ve inceleme tekniklerinin geliştirilmesini,

d) Stratejik yönetim anlayışı konularında gerekli bilgi ve yeteneğin kazandırılmasını,

e) Kurum görev alanıyla ilgili uzmanlaşma için gerekli tanım, kavram, yöntem ve uygulamalara ilişkin temel bilgiler, kurumsal kültür, mesleki etik ve temsil kabiliyetinin kazandırılmasını

sağlamaya yönelik hazırlanır.

(3) Uzman ve uzman yardımcılarının yetiştirilmesine yönelik olarak ayrıca;

a) Yabancı dil bilgilerinin geliştirilmesine,

b) Kurumun çalışma alanı ile ilgili yurtiçi ya da yurtdışı konferans, seminer, staj, eğitim, inceleme ve araştırmalara katılım yoluyla tecrübe kazandırılmasına,

yönelik tedbirler alınır.

Yurt dışı mesleki eğitim

MADDE 22 – (1) Uzman ve uzman yardımcıları, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve 21/1/1974 tarihli ve 7/7756 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Yetiştirilmek Amacıyla Yurtdışına Gönderilecek Devlet Memurları Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde araştırma yapmak, mesleki bilgi ve görgülerini artırmak veya yurt dışındaki üniversitelerden kabul belgesi almaları şartıyla akademik çalışma yapmak üzere yurtdışına gönderilebilirler.

Diğer eğitimler

MADDE 23 – (1) Kurum, uzman ve uzman yardımcıları için uygun bulacağı zamanlarda ilgili daire başkanlarının teklifi üzerine veya doğrudan hizmet içi eğitim programları düzenleyebilir.

(2) Kurum, uzman ve uzman yardımcılarına Kurumun görev alanlarıyla ilgili konularda yüksek lisans ve doktora yapma imkânı için gerekli kolaylığı sağlar.

BEŞİNCİ BÖLÜM

Görev, Yetki, Sorumluluk ve Çalışma Usulleri

Görev ve yetki

MADDE 24 – (1) Uzman ve uzman yardımcıları görevli bulundukları hizmet birimindeki daire başkanına bağlı olarak;

a) Daire başkanı tarafından birimin görev alanıyla ilgili verilen görevleri yerine getirmek,

b) Kurumun görev alanına ilişkin olarak politika, strateji ve hedeflerin belirlenmesi, mevzuatın geliştirilmesi, uygulamadaki aksaklıkların tespiti ve benzeri amaçlarla her türlü araştırma ve incelemeler yaparak önerilerde bulunmak,

c) Kurum hizmetlerinde etkinlik, verimlilik ve performansın artırılması ile norm ve standart birliğinin sağlanmasına yönelik çalışmalarda bulunmak, genel uygulama ilkelerinin saptanması ve birimler arası eşgüdüm sağlanması için ortak çalışma yapmak,

ç) Görevli olduğu konuyla ilgili her türlü bilgi ve veriyi derlemek ve değerlendirmek,

d) Kurumun görev alanına giren konularda proje önerileri geliştirmek,

e) Görevlendirildikleri konularda Kurum içinde ya da başka kurumlarda eğitimler vermek,

f) Görev alanıyla ilgili ulusal veya uluslararası komisyon, kurs, seminer, toplantı ve çalışmaları takip etmek,

g) Görevli olduğu konularda, Kurum ile diğer kamu kurum ve kuruluşları arasındaki irtibatı sağlamak,

ğ) Daire Başkanı tarafından verilen benzeri nitelikteki diğer görevleri yerine getirmek,

ile görevlidirler.

(2) Daire Başkanı bu görevleri birden fazla uzman ve/veya uzman yardımcısına birlikte çalışmak üzere tevdi edebilir.

Sorumluluk

MADDE 25 – (1) Uzman ve uzman yardımcıları verilen görevlerin mevzuata, plan ve programlara uygun olarak yürütülmesinden, bağlı bulundukları daire başkanına karşı sorumludur.

Çalışma usulleri

MADDE 26 – (1) Uzman ve uzman yardımcıları, daire başkanlıkları altında oluşturulan gruplar halinde çalıştırılır. Oluşturulan her grup için Daire Başkanının önerisi ve Genel Müdürün onayı ile koordinasyondan sorumlu bir uzman görevlendirilir.

(2) Görevlendirilen uzman; grup üyeleri arasında işbölümü ve işbirliği sağlayarak işlerin düzenli bir şekilde yürütülmesinden, daire başkanınca gruba ya da grup üyelerinden bazılarına verilen görevlerin süresi içinde ve gereği gibi yerine getirilmesinden sorumludur.

ALTINCI BÖLÜM

Çeşitli ve Son Hükümler

İtiraz

MADDE 27 – (1) Giriş sınavı ile tez ve yeterlik sınav sonuçlarına yedi gün içinde itiraz edilebilir. İtirazlar, ilgisine göre komisyon veya kurul tarafından yedi gün içerisinde sonuçlandırılır.

Kariyer dışı uzman atanamayacağı

MADDE 28 – (1) Uzman ve uzman yardımcısı kadrolarına, bu Yönetmelik hükümleri dışında atama yapılamaz.

Uzmanlığa yeniden atama

MADDE 29 – (1) Uzman unvanını kazandıktan sonra çeşitli sebeplerle görevinden ayrılanlar, talepleri halinde; boş kadro olması, ihtiyaç bulunması ve gereken şartları kaybetmemiş olmaları koşuluyla uzman kadrosuna yeniden atanabilirler.

Yürürlükten kaldırılan yönetmelik

MADDE 30 – (1) 4/12/2005 tarihli ve 26013 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türkiye İş Kurumu İstihdam ve Meslek Uzmanlığı ile Uzman Yardımcılığı Atama, Görev ve Çalışma Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.

Mevcut uzman yardımcıları

GEÇİCİ MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin yayımı tarihinde uzman ve uzman yardımcısı olarak görevde bulunanların kazanılmış hakları saklıdır.

(2) 2/11/2011 tarihinde Kurumda uzman yardımcısı kadrosunda bulunanların tezleri, yeterlik sınavları ve uzmanlık kadrolarına atanmaları, Türkiye İş Kurumu İstihdam ve Meslek Uzmanlığı ile Uzman Yardımcılığı Atama, Görev ve Çalışma Yönetmeliği hükümlerine göre sonuçlandırılır.

Yürürlük

MADDE 31 – (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 32 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Türkiye İş Kurumu Genel Müdürü yürütür.

VUK Genel Tebliği Sıra No:142

Maliye Bakanlığından:

VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ

(SIRA NO: 421)

(14.12.2012 tarih ve 28497 sayılı R.G de yayımlanmıştır.)

(Değişiklikler ilgili yerlerine işlenmiştir.)

1. Giriş

1.1. Elektronik fatura kullanımına ilişkin usul ve esasları belirleyen ve 5/3/2010 tarihli ve 27512 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 397) ile anonim ve limited şirketlerin elektronik fatura oluşturmalarına, alıcısına iletmelerine, muhafaza ve istenildiğinde ibraz etmelerine izin verilmiştir. 28/6/2012 tarihli ve 28337 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 397 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Tebliği (Sıra No: 416) ile de 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 232 nci maddesi kapsamında fatura düzenlemek zorunda olan mükelleflere elektronik fatura uygulamasından yararlanma hakkı tanınmıştır.

1.2. Diğer taraftan, 13/12/2011 tarihli ve 28141 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Elektronik Defter Genel Tebliği (Sıra No:1) ile Vergi Usul Kanunu kapsamında tutulması zorunlu olan defterlerden www.edefter.gov.tr internet adresinde format ve standardı yayımlanan defterlerin elektronik ortamda oluşturulmasına ilişkin usul ve esaslar belirlenerek elektronik defter kullanımına izin verilmiştir.

1.3. Mükelleflerin vergi kanunlarına uyumlarının artırılması ile kayıt dışılığın izlenerek önlenmesi amacıyla, elektronik fatura kullanma ve elektronik defter tutma zorunluluğu getirilmesi bu Tebliğin konusunu teşkil etmektedir.

2. Yetki

2.1. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 257 nci maddesinin birinci fıkrasının 1 inci bendinde, Maliye Bakanlığının mükellef ve meslek grupları itibarıyla muhasebe usul ve esaslarını tespit etmeye, aynı Kanuna göre tutulmakta olan defter ve belgeler ile bunlara ilaveten tutulmasını veya düzenlenmesini uygun gördüğü defter ve belgelerin mahiyet, şekil ve ihtiva etmesi zorunlu bilgileri belirlemeye, bunlarda değişiklik yapmaya; bedeli karşılığında basıp dağıtmaya veya üçüncü kişilere bastırıp dağıtmaya veya dağıttırmaya, bunların kayıtlarını tutturmaya, bu defter ve belgelere tasdik, muhafaza ve ibraz zorunluluğu getirmeye veya kaldırmaya, yine aynı Kanuna göre tutulacak defter ve düzenlenecek belgelerin tutulması ve düzenlenmesi zorunluluğunu kaldırmaya yetkili olduğu hükme bağlanmıştır.

2.2. Vergi Usul Kanununun mükerrer 257 nci maddesinin birinci fıkrasının 3 üncü bendinde Maliye Bakanlığının, tutulması ve düzenlenmesi zorunlu defter, kayıt ve belgelerin mikro film, mikro fiş veya elektronik bilgi ve kayıt araçlarıyla yapılması veya bu kayıt ortamlarında saklanması hususunda izin vermeye veya zorunluluk getirmeye, bu şekilde tutulacak defter ve kayıtların kopyalarının Maliye Bakanlığında veya muhafaza etmekle görevlendireceği kurumlarda saklanması zorunluluğu getirmeye, bu konuda uygulama usul ve esaslarını belirlemeye yetkili olduğu hükme bağlanmıştır.

2.3. Öte yandan aynı Kanunun mükerrer 242 nci maddesinin ikinci fıkrası ile Maliye Bakanlığı; elektronik defter, kayıt ve belgelerin oluşturulması, kaydedilmesi, iletilmesi, muhafazası ve ibrazı ile defter ve belgelerin elektronik ortamda tutulması ve düzenlenmesi uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye, elektronik ortamda tutulmasına ve düzenlenmesine izin verilen defter ve belgelerde yer alması gereken bilgileri internet de dâhil olmak üzere her türlü elektronik bilgi iletişim araç ve ortamında Maliye Bakanlığına veya Maliye Bakanlığının gözetim ve denetimine tâbi olup, kuruluşu, faaliyetleri, çalışma ve denetim esasları Bakanlar Kurulunca çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenecek olan özel hukuk tüzel kişiliğini haiz bir şirkete aktarma zorunluluğu getirmeye, bilgi aktarımında uyulacak format ve standartlar ile uygulamaya ilişkin usul ve esasları tespit etmeye, aynı Kanun kapsamına giren işlemlerde elektronik imza kullanım usul ve esaslarını düzenlemeye ve denetlemeye yetkili kılınmıştır. Söz konusu fıkrada ayrıca, Vergi Usul Kanunu ve diğer vergi kanunlarında defter, kayıt ve belgelere ilişkin olarak yer alan hükümlerin elektronik defter, kayıt ve belgeler için de geçerli olduğu; Maliye Bakanlığının, elektronik defter, belge ve kayıtlar için diğer defter, belge ve kayıtlara ilişkin usul ve esaslardan farklı usul ve esaslar belirlemeye yetkili olduğu hükme bağlanmıştır.

3. Elektronik Defter ve Elektronik Fatura Zorunluluğu

3.1. Kapsama Giren Mükellefler

3.1.1. Yukarıda yer verilen yetkilere istinaden Bakanlığımızca aşağıda sayılan mükellef gruplarına elektronik defter tutma ve elektronik fatura uygulamasına dâhil olma zorunluluğu getirilmiştir.

a) 4/12/2003 tarihli ve 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu kapsamında madeni yağ lisansına sahip olanlar ile bunlardan 2011 takvim yılında mal alan mükelleflerden 31/12/2011 tarihi itibariyle asgari 25 Milyon TL brüt satış hasılatına sahip olanlar.

b) 6/6/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (III) sayılı listedeki malları imal, inşa veya ithal edenler ile bunlardan 2011 takvim yılında mal alan mükelleflerden 31/12/2011 tarihi itibariyle asgari 10 Milyon TL brüt satış hasılatına sahip olanlar.

3.1.2. Bu Tebliğ kapsamında zorunluluk getirilen mükelleflerden mal alan 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli cetvellerde yer alan idare, kurum ve kuruluşlar ile iktisadi kamu kuruluşlarının elektronik fatura uygulamasından yararlanma ve elektronik defter tutma zorunluluğu bulunmamaktadır.

3.1.3. Bu Tebliğ veya 397 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği kapsamında elektronik fatura uygulamasından yararlanan mükelleflerin birbirlerine yapmış oldukları mal teslimi veya hizmet ifaları için elektronik fatura düzenlemeleri zorunludur.

3.1.4. Elektronik Fatura Uygulamasından yararlanan kayıtlı kullanıcıların güncel listesi www.efatura.gov.tr internet adresinden yayımlanacaktır.

3.1.5. Elektronik Fatura Uygulamasından yararlanan mükellefler fatura düzenlemeden önce muhatabın www.efatura.gov.tr internet adresinde yer alan kayıtlı kullanıcı listesine kayıtlı olup olmadığını kontrol edecekler, kayıtlı kullanıcı ise elektronik fatura, kayıtlı kullanıcı değilse kâğıt fatura düzenleyeceklerdir.

3.1.6. Bu Tebliğ kapsamındaki mükelleflerden mal veya hizmet alan ve belirlenen hadlerin altında kalan mükelleflerin de istemeleri halinde elektronik defter ve elektronik fatura uygulamalarından yararlanabilecekleri tabiidir.

3.2. Elektronik Fatura ve Elektronik Deftere Geçiş Süresi

3.2.1. 3.1. bölümde yer alan zorunluluk kapsamına giren mükelleflerin;

a) Elektronik fatura uygulamasına 2013 takvim yılı (1/9/2013 tarihi itibariyle Gelir İdaresi Başkanlığı’na başvurulması gerekmektedir.)

b) Elektronik defter uygulamasına ise 2014 takvim yılı (Elektronik defter yazılımlarını kendi geliştiren mükelleflerin 1/9/2014 tarihi itibariyle elektronik defter test süreçlerini başarı ile tamamlamış olmaları gerekmektedir.)

içerisinde geçmeleri zorunludur.

4. 397 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde Yapılan Değişiklikler

4.1. 397 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin üçüncü bölümünün son paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Elektronik Fatura uygulamasına kayıtlı olan mükelleflerin birbirlerinden aldıkları mallar ve sağladıkları hizmetler için 1/9/2013 tarihinden itibaren elektronik fatura göndermeleri ve almaları zorunludur. Elektronik fatura uygulamasına kayıtlı olan mükellefler elektronik fatura uygulamasına kayıtlı olmayan mükelleflere yaptıkları mal teslimi ve hizmet ifası için genel hükümler çerçevesinde kağıt fatura düzenlemeye devam edeceklerdir.”

4.2. 397 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin 5.1.1. bölümünün ilk paragrafından sonra gelmek üzere aşağıdaki iki paragraf eklenmiştir.

“Bununla birlikte mükellefler, elektronik fatura gönderme ve alma işlemlerini teknik yeterliliğe sahip, Başkanlıktan özel entegrasyon izni almış mükelleflerin bilgi işlem sistemi vasıtasıyla da gerçekleştirebilirler. Özel entegrasyon izni almak isteyen mükellefler e-Fatura Uygulamasına başvuru için gerekli belgelerin yanında özel entegrasyon talebini içeren bir dilekçe ve ekinde Özel Entegrasyon Bilgi İşlem Sistem Raporu (BİS) ile Başkanlığa başvuru yapacaklardır. Özel entegrasyon yapmak isteyen mükelleflerin www.efatura.gov.tr internet adresinde yayımlanan kılavuzlara uygun bilgi işlem altyapısını kurmaları zorunludur. Başkanlık özel entegrasyon yapan mükellefler için ilave yükümlülük belirlemeye ve istediğinde ulusal ve uluslararası standartlara uyma zorunluluğu getirmeye yetkilidir. Mükellefin, elektronik fatura gönderip alma işlemini özel entegrasyon izni alan mükelleflere ait bilgi işlem sistemi vasıtasıyla gerçekleştirmesi, muhafaza ve ibraz ödevlerini ortadan kaldırmaz. Elektronik fatura gönderip alma işleminde kullanılan bilgi işlem sistemi yazılım ve donanım alt yapısının Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde ve Türkiye Cumhuriyeti Kanunlarının geçerli olduğu yerlerde bulunması zorunludur. Özel entegrasyon izni alan mükelleflerin listesi www.efatura.gov.tr internet adresinden yayımlanacaktır.

Bilgi işlem sistemi yurt dışından yönetilen mükelleflerin elektronik fatura uygulamasından entegrasyon yöntemiyle yararlanma konusundaki durumları yapacakları başvuru üzerine Başkanlıkça değerlendirilerek elektronik fatura gönderip almalarına izin verilebilecektir.”

4.3. 397 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin 6. bölümünün üçüncü paragrafının sonuna gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Bu yükümlülük, elektronik faturaların üçüncü kişiler nezdinde muhafaza edilmesi durumunda muhafaza eden için de yasal süreler içinde geçerlidir.”

4.4. 397 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin 6. bölümünün dördüncü paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, beşinci ve altıncı paragraflar eklenmiştir.

“Mükelleflere ait elektronik faturaların yine mükelleflere ait bilgi işlem sistemlerinde saklanması esas olup üçüncü kişiler nezdinde de elektronik saklama yapılabilecektir. Başka mükelleflerden elektronik saklama hizmetinin alınması mükelleflerin elektronik faturalarının muhafaza ve ibraz sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Elektronik faturaların muhafazasının Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde ve Türkiye Cumhuriyeti Kanunlarının geçerli olduğu yerlerde yapılması zorunludur. Bu zorunluluk yurt dışında ikincil bir arşivleme yapılmasına engel teşkil etmez.

Başka mükelleflere ait elektronik faturaları saklama hizmeti verenler elektronik fatura uygulamasını bilgi işlem sistemlerinin entegrasyonu yöntemiyle kullanmak zorundadır. Elektronik Fatura Saklama Hizmeti verecek mükelleflerin Başkanlığa “Elektronik Fatura Saklama Hizmeti Başvuru Formu ve Taahhütnamesi” ile başvuru yaparak saklama izni almaları zorunludur. Bu amaçla başvuru yapacak mükelleflerin başvuru dilekçesi ekinde Bilgi İşlem Sistem Raporunu (BİS) göndermesi gerekmektedir. Başkanlıktan elektronik fatura saklama hizmeti izni almadan saklama yapılması Başkanlık nezdinde hüküm ifade etmez. Saklama izni alan mükelleflerin listesi www.efatura.gov.tr internet adresinden yayımlanacaktır. Saklama koşulları ve saklama hizmeti verecek mükellefin uyması gereken diğer kurallar www.efatura.gov.tr internet adresinde yayımlanacaktır.

Gerekli görülen durumlarda, elektronik fatura saklama hizmeti verenlerden elektronik fatura bilgilerine ilişkin olarak belirlenecek standartlara uygun üretilecek raporların ibrazı, elektronik fatura saklama hizmeti verenlere ait bilgi işlem sistem veya sistemlerine sürekli erişimin sağlanması sureti ile istenebilir. Bu kapsamda, ifade edilen erişimin sağlanması için kullanılacak yöntem ve teknolojiler ile ibraz yükümlülüğünün yerine getirilmesi ile ilgili süreçler www.efatura.gov.tr adresinde açıklanır. Elektronik fatura saklama hizmeti verenlerin bilgi işlem sistemine erişim ile ilgili yetki, sektör, mükellef veya faaliyet hacimleri itibarıyla kullanılabilir. Başkanlık elektronik fatura saklama hizmeti veren mükellefler için ilave yükümlülük belirlemeye ve istediğinde ulusal ve uluslararası standartlara uyma zorunluluğu getirmeye yetkilidir. Maliye Bakanlığı gerek görmesi halinde, bu Tebliğde belirlenen esaslar ile sınırlı olmak üzere, başka mükelleflere ait elektronik faturaları saklama hizmeti verenlerin bilgi işlem sistemlerini denetleme yetkisine sahiptir.”

5. Sorumluluk ve Cezai Yaptırımlar

5.1. 397 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği kapsamında bilgi işlem sistemlerinin entegrasyonu yöntemiyle elektronik fatura uygulamasından yararlanan mükellefler, sistemlerini kesintisiz 7 gün 24 saat fatura ve ilgili mesajları alabilir ve gönderebilir halde açık tutmak zorundadırlar. Mücbir sebepler dışında bu zorunluluğa uymayan mükelleflerin entegrasyon izinleri iptal edilecek olup, elektronik fatura uygulamasını sadece portal yöntemiyle kullanabileceklerdir.

5.2. Bilgi işlem sistemlerinin entegrasyonu yöntemiyle elektronik fatura uygulamasından yararlanan mükellefler, sistemleri üzerinde yapacakları bakım, onarım, gözden geçirme vb. işlemler nedeniyle sistemlerine erişim kesintiye uğrayacak ise bu kesintiden önceki üç işgünü içerisinde hangi tarihte ve ne kadar süreyle sistemlerinin kesintiye uğrayacağını Gelir İdaresi Başkanlığı’na bildirmekle yükümlüdürler. Kesinti süresi hiçbir surette iki günü aşamaz.

5.3. Elektronik fatura ve elektronik deftere ilişkin olarak bu Tebliğ ile getirilen zorunluluklara uymayanlar hakkında, Vergi Usul Kanununun ceza hükümleri tatbik olunur.

5.4. Elektronik fatura uygulamasına dâhil olma zorunluluğu getirilen mükellefler elektronik fatura uygulamasına kayıtlı olan diğer mükelleflere kâğıt ortamında fatura düzenleyemezler; düzenlemeleri halinde kâğıt ortamında düzenlenen bu faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır.

5.5. Elektronik fatura uygulamasına dâhil olma zorunluluğu getirilen mükelleflerin elektronik fatura uygulamasına kayıtlı olan diğer mükellefler tarafından gönderilen elektronik faturaları almaları zorunludur. Bu zorunluluğa uymayan mükellefler hakkında Vergi Usul Kanununun ilgili hükümlerinde belirtilen fatura almayan mükelleflere tatbik olunan cezai hükümlerin uygulanacağı tabiidir.

5.6. Bu Tebliğ ile elektronik defter tutma zorunluluğu getirilen mükellefler kâğıt ortamında defter tutamazlar. Bu mükellefler kâğıt ortamında defter tutmaları halinde hiç defter tutmamış sayılırlar.

6. Yürürlük

6.1. Bu Tebliğ, yayımı tarihi itibarıyla yürürlüğe girer.

Tebliğ olunur.

Yıl içinde birden fazla Araç Alım Satımı Ticari Faaliyet Sayılır

İzmir 1. Vergi Mahkemesi

Esas No: 2012/322 Karar No : 2012/849

ÖZÜ: Yılı içinde birden fazla araç alım satımı ticari faaliyet sayılır.

İstemin Özeti: Davacı tarafından adına gelir vergisi, gelir geçici vergisi ve katma değer vergisi mükellefiyeti tesisine ilişkin işlemin, kendisinin ticari kazanç elde ettiği yönünde bir tespit bulunmadığı, geçmişe doğru mükellefiyet tesisinin kendisini cezalar ile karşı karşıya bırakacağı ve 6111 sayılı Yasa kapsamında yapılandırma imkanından yoksun bırakıldığı iddia edilerek iptali istenilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Vergi Mahkemesince gereği görüşüldü:

Dava; gelir vergisi gelir geçici vergisi ve katma değer vergisi mükellefiyeti tesisine ilişkin işlemin iptali istemine ilişkindir.

Vergi Usul Kanununun 3/B maddesinde vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, şu kadar ki, vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesinin ispatlama vasıtası olarak kullanılamayacağı, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olduğu hükme bağlanmıştır.

Gelir Vergisi Kanununun 1. maddesinde gerçek kişilerin gelirlerinin gelir vergisine tabi olduğu belirtilmiş, gelir, bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarı olarak tanımlanmış, 2. maddesinde gelirin unsurları 7 bent halinde sayılmış ve ticari kazanç bu unsurlar arasında belirtilmiş, 37. maddesinde de her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançlar ticari kazanç olarak kabul edilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden; ….Nakit Vasıtaları Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından yazı ile ekli listede yer alan adı geçenlerin iktisap ettikleri araçlara ilişkin bilgilerin yer aldığı, bu araçların ticari amaçla iktisap edilip kullanıldıklarının tespiti halinde mükellefiyet tesis edilmesi gerektiğinin bildirilmesi üzerine davacı nezdinde yoklama fişinin düzenlendiği, söz konusu yoklamada davacı tarafından …. plakalı aracın tatile gitmek için satın alındığı, herhangi bir ticari faaliyetin yapılmadığı, tatil dönüşü aracın satıldığı, davacının ticari faaliyetinin bulunmadığı ve sigortalı olarak çalıştığının tespit edildiği, daha sonra EVDO sisteminde “Vergi Kimlik Nmuarası ile Araç Bilgilerini Sorgulama” yoluyla davacının çok sayıda araç alıp sattığının tespit edilmesi üzerine dava konusu mükellefiyet tesisi işleminin yapıldığı anlaşılmaktadır.

Anılan yasa hükümleri değerlendirildiğinde herhangi bir kazancın ticari kazanç sayılabilmesi için bir faaliyetten sağlanması ve bu faaliyetin devamlılığı koşullarına bağlandığı anlaşılmış olup, maddi ve şekli anlamda bir ticari organizasyonun belirgin olmadığı durumlarda kazanç doğuran işlemin çokluğu, devamlılık unsurunu belirleyen en nesnel ölçüdür. Devamlılık unsurunun gerçekleşmesi halinde, bu işlemlerin kazaç sağlamak amacıyla yapılmadığını kanıtlama yükü mükellefe düşer.

Olayda; davacı nezdinde tutulan yoklamada satın alınan aracın ticari maksatla olmadığı ve davacının ticari mahiyette faaliyeti olmadığı belirtilmiş ise de; 213 sayılı Yasanın 3. maddesi kapsamında maddi delil olarak kabul edilmesi gereken EVDO sisteminde “Vergi Kimlik Numarası ile Araç Bilgilerini Sorgulama” yoluyla yapılan araştırma sonucunda davacının 58 adet araç satın aldığı ve bu araçları 2008 yılında 3, 2009 yılında 21, 2010 yılında 21 ve 2011 yılında 11 adet olmak üzere toplam 56 tanesini sattığı açık olup; araç alım satımı faaliyetinin yapıldığı ve bu faaliyetin devamlı olduğu tartışmasızdır.

Bu durumda; 9.6.2008 tarihinden itibaren devamlı olarak yapılan ve bu alım satımın ticari olmayıp başka neden veya nedenlere dayandığını ispatlayamayan davacı adına araç alım satımları sebebi ile yapılan dava konusu mükellefiyet tesisi işeminde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle DAVANIN REDDİNE, Danıştaya temyiz yolu açık olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi.

Fatura Kullanma Mecburiyeti

Fatura kullanma mecburiyeti:

MADDE 232 Birinci ve (4369 sayılı Kanun’un 81/A-7 maddesi ile değiştirilen ibare. Yürürlük: 1.1.1999)(*) ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçiler:

1. Birinci ve ikinci sınıf tüccarlara;

2. Serbest meslek erbabına;

3. (4369 sayılı Kanun’un 81/A-7. maddesi ile değiştirilen ibare. Yürürlük: 1.1.1999 ) (**) Kazançları basit usulde tespit olunan tüccarlara;

4. Defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilere;

5. Vergiden muaf esnafa.

Sattıkları emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek ve bunlar da fatura istemek ve almak mecburiyetindedirler.

(2686 sayılı Kanunun 28 inci maddesiyle değişen fıkra. Yür:29.6.1982)(4444 sayılı Kanun’un 13/C-4. maddesiyle değişen ibare. Yür: 14.8.1999 ) Yukarıdakiler dışında kalanların, birinci ve ikinci sınıf tüccarlar ile kazancı basit usulde tesbit edilenlenlerden ve defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerden(***) satın aldıkları emtia veya onlara yaptırdıkları iş bedelinin (422 No.lu VUK tebliğiyle. Yür : 1.1 .2013) (800)TL’yi geçmesi veya bedeli (800)TL’den az olsa dahi istemeleri halinde emtiayı satanın veya işi yapanın fatura vermesi mecburidir.)

YILLAR İTİBARİYLE FATURA KULLANMA MECBURİYETİ HADLERİ

Kanun veya BKK no.su
Fatura Kullanma Mecburiyeti Haddi
Uygulandığı Yıl

93/5144
2.500.000
1994

94/6296
5.000.000
1995

95/7595
10.000.000
1996-28/7/1998

4369/S.K.
15.000.000
29/07/1998-31/12/1998

98/12044
30.000.000
01.01.1999-13.08.1999

444 S.K.
50.000.000
14/08/1999-31/12/1999

281 S.No.lu Teb.
76.000.000
2000

2000/1967 BKK
150.000.000
2001

2001/3395 BKK
250.000.000
2002

2002/4983 BKK
350.000.000
20003

326 no.lu Teb.
440.000.000
2004

342 no.lu Teb.
480 YTL
2005

354 no.lu Teb.
520 YTL
2006

364 no.lu Teb.
560 YTL
2007

378 no.lu Teb.
600 YTL
2008

388 no.lu Teb.
670 TL
2009

393 no.lu Teb.
680 TL
2010

402 nolu Teb.
700 TL
2011

411 nolu Teb.
770 TL
2012

(3239 sayılı Kanunun 136’ncı maddesiyle fıkra yürürlükten kaldırılmıştır.) (****)

——————————————————————————–

(*) MADDE 232 birinci fıkra (4369 sayılı Kanunla değiştirilen ibarenin önceki şekli.) ikinci sınıf tüccarlarla

(**) MADDE 232/3.bent— (4369 sayılı Kanunla değiştirilen ibarenin önceki şekli.) Kazançları götürü usulde tespit olunan tüccarlara;

(***) MADDE 232/2. prg.—(4444 sayılı Kanun’un ile değiştirilmeden önceki ibare.) Yürürlük: 29.06.1982-13.8.1999 tarihleri arası) Yukarıdakiler dışında kalanların, birinci ve ikinci sınıf tüccarlardan ve defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerden,

(****) (2686 sayılı Kanunun 28’inci maddesiyle eklenen fıkra.) (3239 sayılı Kanunun 136’ncı maddesiyle kaldırılmadan önceki şekli olup 1.1.1986 tarihinden evvel uygulanmıştır.) İşletme Vergisi ayrıca gösterilmek kaydıyla İşletme vergisi mükellefleri tarafından hizmetin ifası anında veya perakende satış sırasında düzenlenerek müşteriye verilen faturalar perakende satış vesikası yerine geçer.

Tam Mükellef Kurumlara Yapılan Ödemelerde Vergi Kesintisi

15. Tam Mükellef Kurumlara Yapılan Ödemelerde Vergi Kesintisi

Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinde, birinci fıkrada sayılan kişi, kurum ve kuruluşlarca, tam mükellefiyete tabi kurumlara yapılacak bazı ödemeler üzerinden istihkak sahiplerinin kurumlar vergisine mahsuben  (Bakanlar Kurulunca başka bir oran belirlenmediği sürece) oranında vergi kesintisi yapılması öngörülmüştür.

Öte yandan, Kanunun geçici 1 inci maddesinin;

– Birinci fıkrasında, bu Kanun uyarınca vergi kesintisine tabi tutulmuş kazanç ve iratlar üzerinden, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesi uyarınca,

– İkinci fıkrasında ise Gelir Vergisi Kanununun geçici 67 nci maddesi uyarınca vergi kesintisine tabi tutulmuş kazanç ve iratlar üzerinden, bu Kanun uyarınca

ayrıca vergi kesintisi yapılmayacağı hükmüne yer verilmiştir.

Dolayısıyla, Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesi çerçevesinde vergi kesintisine tabi tutulacak ödemelerden Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesi uyarınca ayrıca vergi kesintisi yapılmayacak, bu madde kapsamında olan kazanç ve iratların Gelir Vergisi Kanununun geçici 67 nci maddesi uyarınca vergi kesintisine tabi tutulması durumunda da anılan kazanç ve iratlar bu madde uyarınca kurumlar vergisi kesintisine tabi tutulmayacaktır.

15.1. Vergi kesintisi yapmakla sorumlu olanlar

Aşağıda sayılan kişi, kurum ve kuruluşların Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesi gereğince vergi kesintisi yapma zorunluluğu bulunmaktadır.

– Kamu idare ve kuruluşları,

– İktisadi kamu kuruluşları,

– Sair kurumlar,

– Ticaret şirketleri,

– İş ortaklıkları,

– Dernek veya vakıflar,

– Dernek veya vakıfların iktisadi işletmeleri,

– Kooperatifler,

– Yatırım fonu yönetenler,

– Gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı,

– Zirai kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler.

Söz konusu sorumlular, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinde belirtilen sorumlularla paralellik göstermektedir.

Buna göre, yukarıda belirtilen sorumlularca, Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinde sayılan ödemelerin (avans olarak ödenenler de dahil olmak üzere) nakden veya hesaben yapılması halinde, bu ödemeler üzerinden vergi kesintisi yapılacaktır.

Hesaben ödeme deyimi, kesintiye tabi kazanç ve iratları ödeyenleri hak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemleri ifade etmektedir.

15.2. Vergi kesintisi oranına ilişkin Bakanlar Kuruluna verilen yetki

Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinin dördüncü fıkrası ile Bakanlar Kuruluna bu maddede belirtilen vergi kesintisi oranlarını, her bir ödeme ve gelir için ayrı ayrı sıfıra kadar indirmeye, kurumlar vergisi oranına kadar yükseltmeye ve fon ve ortaklık kazançlarından yapılacak kesinti için fon veya ortaklık türlerine göre ya da portföylerindeki varlıkların nitelik ve dağılımına göre farklılaştırma yetkisi verilmektedir.

Aynı Kanunun geçici 1 inci maddesinin dördüncü fıkrasında, bu Kanunla tanınan yetkiler çerçevesinde Bakanlar Kurulu tarafından yeni kararlar alınıncaya kadar, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile mülga 5422 sayılı Kanun kapsamında vergi oranlarına ve diğer hususlara ilişkin olarak yayımlanan Bakanlar Kurulu kararlarında yer alan düzenlemelerin, bu Kanunda belirlenen yasal sınırları aşmamak üzere geçerliliğini koruyacağı hükme bağlanmıştır.

Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinde vergi kesintisine tabi kazançlar arasında sayılıp, anılan Kanun öncesinde herhangi bir Bakanlar Kurulu Kararı ile kesinti oranı tayin edilmemiş kazançlar için yapılacak kesinti oranı bu konuda bir Bakanlar Kurulu Kararı yayımlanıncaya kadar  olarak dikkate alınacaktır. (6 seri no.lu Tebliğ ile eklenen cümle. Yür:05.05.2012) “3/2/2009 tarihinden itibaren uygulanmak üzere 12/1/2009 tarih ve 2009/14594 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı10 ile söz konusu kesinti oranları belirlenmiştir.”

15.3. Vergi kesintisine tabi tutulacak kazanç ve iratlar

15.3.1. Birden fazla takvim yılına yaygın inşaat ve onarım işlerine ilişkin olarak yapılan hakediş ödemeleri

Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre birden fazla takvim yılına yaygın inşaat ve onarım işleri ile uğraşan kurumlara, bu işleri ile ilgili olarak yapılan hakediş ödemelerinden vergi kesintisi yapılacaktır.

Birden fazla takvim yılına yaygın inşaat ve onarım işlerinin tanımı konusunda Gelir Vergisi Kanununun ilgili hükümleri uygulanacaktır.

Birden fazla takvim yılına yaygın inşaat ve onarım işlerine ilişkin olarak “3/2/2009”tarihinden itibaren yapılan hakediş ödemeleri üzerinden, “2009/14594” sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca %3 oranında vergi kesintisi yapılması gerekmektedir.

15.3.1.1. Konsorsiyum olarak yapılan işlere ilişkin ödemelerin durumu

Günümüzde belli büyüklükte bir işi yapmak için bir araya gelen firmalar üç tür ortaklık kurabilmektedirler: Adi ortaklık, iş ortaklığı ve konsorsiyum.

Borçlar Kanununun 525 ve müteakip maddelerinde düzenlenmiş bulunan adi ortaklıkların kurumlar vergisi mükellefiyeti söz konusu olmayıp ortakların ayrı ayrı gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis edilmektedir. İş ortaklıkları, Kurumlar Vergisi Kanununda kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmıştır. Konsorsiyumun tanımı ve vergilendirilmesi konusunda ise vergi kanunlarında herhangi bir özel düzenleme yer almamaktadır.

4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 4 üncü maddesinde, ortak girişimler “İhaleye katılmak üzere birden fazla gerçek veya tüzel kişinin aralarında yaptıkları anlaşma ile oluşturulan iş ortaklığı ve konsorsiyumlar” olarak tanımlanmıştır.

Aynı Kanunun 14 üncü maddesinde ise “…İş ortaklığı üyeleri, hak ve sorumluluklarıyla işin tümünü birlikte yapmak üzere, konsorsiyum üyeleri ise hak ve sorumluluklarını ayırarak işin kendi uzmanlık alanlarıyla ilgili kısımlarını yapmak üzere ortaklık yaparlar. İş ortaklığı her türlü ihaleye teklif verebilir. Ancak idareler, işin farklı uzmanlıklar gerektirmesi durumunda, ihaleye konsorsiyumların teklif verip veremeyeceğini ihale dokümanında belirtirler. İhale aşamasında ortak girişimden kendi aralarında bir iş ortaklığı veya konsorsiyum yaptıklarına dair anlaşma istenir. İş ortaklığı anlaşmalarında pilot ortak, konsorsiyum anlaşmalarında ise koordinatör ortak belirtilir. İhalenin iş ortaklığı veya konsorsiyum üzerinde kalması halinde, sözleşme imzalanmadan önce noter tasdikli iş ortaklığı veya konsorsiyum sözleşmesinin verilmesi gerekir. İş ortaklığı anlaşma sözleşmesinde, iş ortaklığını oluşturan gerçek veya tüzel kişilerin taahhüdün yerine getirilmesinde müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, konsorsiyum anlaşma ve sözleşmesinde ise konsorsiyumu oluşturan gerçek veya tüzel kişilerin, işin hangi kısmını taahhüt ettikleri ve taahhüdün yerine getirilmesinde koordinatör ortak aracılığıyla aralarındaki koordinasyonu sağlayacakları belirtilir.” hükmü yer almaktadır.

Bu Tebliğin iş ortaklıklarının mükellefiyetine ilişkin (2.5) bölümünde konsorsiyumlar hakkında açıklamalar yer almaktadır.

Buna göre, bir inşaat işini gerçekleştirmek üzere konsorsiyum halinde hareket eden firmaların kendi aralarında yapmış oldukları bu işe ilişkin konsorsiyum sözleşmesinde,

– İşin bütünü içinde birbirinden fiziken ayrılabilen belli bölümlerin konsorsiyum üyelerince paylaşılarak bu bölümlerin gerçekleştirilmesinden kendilerinin sorumlu olacağı,

– Sözleşmede taahhüt edilen işler ile fiziken ayrılabilen alt bölümlerin ve işin gerektirdiği malzeme ve teçhizata ilişkin bedellerin ayrı ayrı tayin ve tespit edileceği,

– Ayrıntılı hazırlanan iş programına tarafların uyma zorunluluğunun bulunacağı,

– Her bir ortağın yüklendiği işin alt aşamalarında üstlenmiş olduğu kısmına ait gelir ve giderlerin kendi yasal defterlerinde izleneceği,

– Ortakların üstlendikleri işler için gerekli olan ve kendilerince sağlanması gereken makine ve teçhizatın kendi mülkiyetinde kalacağı,

– Her bir ortağın yapmış olduğu iş sonucunda elde edilen kâr veya zararın diğer ortakla ilişkilendirilmeksizin kendisinin geliri olacağı,

– Kurulan konsorsiyumun bu iş için kurulacağı ve işin bitiminde sona ereceği,

– İdare ile yapılacak işlemlerde yalnızca bir ortağın (koordinatör ortak) muhatap olacağı, ancak bu ortağın yapmış olduğu tüm işlemlerden doğan sonuçların hangi iş kısmı ile ilgili ise o işi gerçekleştiren firmaya yansıtılacağı

hususlarının yer alması ve bunlara aynen uyulması gerekmektedir.

Bu unsurlar, konsorsiyumu adi ortaklıktan ve iş ortaklığından ayıran temel unsurlardır. Konsorsiyumun idare ile yapmış olduğu sözleşmede de konsorsiyum sözleşmesine paralel hükümler konulabilmektedir.

Konsorsiyum olarak hareket eden firmalarca yapımı taahhüt edilen yıllara sari inşaat ve onarım işlerinde (makine, teçhizat ve taşıt temini dahil);

– Firmalar arasındaki konsorsiyum anlaşmasında, “konsorsiyum” tanımı için gerekli olan şartların yer almış olması,

– İdare ile konsorsiyum arasında yapılan sözleşmede işin tamamının alt aşamada kısımlara ayrılabilmesi ve her bir kısım için ödenecek bedelin belirlenmesi,

– Yurt dışından makine, teçhizat ve taşıt teminini içeren sözleşmelerde, temin işinin doğrudan yurt dışındaki ana merkez tarafından ve Türkiye’deki işyerinin hiçbir katkısı olmaksızın gerçekleştirilmiş olması

halinde, ihale edilen iş için yapılan ödemeler, vergi kesintisi açısından konsorsiyum üyesi firmaların taahhüt ettikleri işle sınırlı olmak üzere ayrı ayrı değerlendirilecektir.

Bu şekilde ihalesi yapılan inşaat işlerinde, taahhüt edilen iş, bütünü itibarıyla alt aşamalara ayrılacak ve birden fazla takvim yılına yaygın inşaat ve onarım işlerine ilişkin kısmı için vergi kesintisi yapılacaktır.

Sözleşme kapsamında bulunan makine, teçhizat ve taşıtların yurt dışındaki ana merkez tarafından Türkiye’de bir işyeri ve daimi temsilcisi olmaksızın veya bunların bulunması halinde herhangi bir katkıları olmadan müstakilen temin edilmesi durumunda, sözleşmede belirtilen malzemelere ait bedellerin, inşaat ve onarım işleri dolayısıyla bu işi yapana inşaat işi kapsamında ödenen istihkak mahiyetinde olmadığı kabul edilecek ve vergi kesintisine tabi tutulması söz konusu olmayacaktır.

15.3.2. Taşınmazların kiralanması karşılığında yapılan kira ödemeleri

15.3.2.1. Kooperatiflere ait taşınmazların kiralanması karşılığında yapılan kira ödemeleri

Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, kooperatiflere ait taşınmazların kiralanması karşılığında bunlara yapılan kira ödemeleri üzerinden vergi kesintisi yapılacaktır.

“3.2.2009” tarihinden itibaren “2009/14594” sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca kooperatiflere ait taşınmazların kiralanması karşılığında bunlara yapılan kira ödemeleri üzerinden oranında vergi kesintisi yapılacaktır.

Söz konusu kira ödemeleri üzerinden yapılacak vergi kesintisinde, kooperatifin türü, mükellef veya muaf olup olmamasının bir önemi bulunmamaktadır.

15.3.2.2. Dernek veya vakıflara ait taşınmazların kiralanması karşılığında yapılan kira ödemeleri

Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendi uyarınca, vakıflara (mazbut vakıflar hariç) ve derneklere ait taşınmazların kiralanması karşılığında, bunlara yapılan kira ödemelerinden gelir vergisi kesintisi yapılmaktadır.

Bu kesintinin yapılmasında, kendisine kira ödemesinde bulunulan derneğin, kamuya yararlı dernek ya da vakfın Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınmış vakıf olması önem arz etmemektedir. Başka bir deyişle, mazbut vakıflar hariç, hiçbir ayrım yapılmaksızın tüm dernek veya vakıflara ödenen kira bedellerinden bu kesintinin yapılması gerekmektedir.

Diğer taraftan, sendikalar, ticaret odaları, sanayi odaları, ticaret borsaları, esnaf odaları ve bunların birlikleri ile diğer mesleki kuruluşlara ait oda ve birlikler, siyasi partiler, emekli ve yardım sandıklarına yapılan kira ödemelerinden de gelir vergisi kesintisi yapılması gerekmektedir.

15.3.2.3. Diğer kurumlar vergisi mükelleflerine ait taşınmazların kiralanması karşılığında yapılan kira ödemeleri

Kurumlar Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde sayılan kurumlar vergisi mükelleflerine (kooperatifler hariç) ait taşınmazların kiralanması karşılığında bunlara yapılan kira ödemelerinden vergi kesintisi yapılmayacaktır. Bu kurumların elde ettikleri kira gelirleri ilgili hesap dönemine ait kurumlar vergisi beyannamesi ile beyan edilecektir.

Dernek veya vakıflara ait taşınmazların bir iktisadi işletme oluşturacak şekilde kiralanması halinde, oluşacak iktisadi işletme kurumlar vergisi mükellefi olduğundan elde edilen kira gelirleri üzerinden vergi kesintisi yapılmayacaktır.

15.3.2.4. Devlete, özel idarelere, belediyelere ve köylere ait taşınmazların kiralanması karşılığında yapılan kira ödemeleri

Devlete, özel idarelere, belediyelere ve köylere ait taşınmazların kiralanması karşılığında, anılan kamu kurumlarına yapılan kira ödemeleri üzerinden de vergi kesintisi yapılmayacaktır.

15.3.3. Her nevi tahvil ve Hazine bonosu faizleri ile Toplu Konut İdaresi “28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanuna göre kurulan varlık kiralama şirketleri” ve “Özelleştirme İdaresince çıkarılan menkul kıymetler ve varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen kira sertifikalarından” sağlanan gelirler

Tam mükellefiyete tabi kurumlar vergisi mükelleflerince elde edilen, her nevi tahvil (ipotek finansmanı kuruluşları ve konut finansmanı kuruluşları tarafından ihraç edilen ipotekli sermaye piyasası araçları, varlık teminatlı menkul kıymetler dahil) ve Hazine bonosu faizleri ile Toplu Konut İdaresi “28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanuna göre kurulan varlık kiralama şirketleri” ve “Özelleştirme İdaresince çıkarılan menkul kıymetler “Özelleştirme İdaresince çıkarılan menkul kıymetler ve varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen kira sertifikalarından” sağlanan gelirler üzerinden Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca vergi kesintisi yapılması gerekmektedir.

Öte yandan, bu gelirler üzerinden Gelir Vergisi Kanununun geçici 67 nci maddesinin yürürlükte olduğu süre boyunca, Kurumlar Vergisi Kanunu uyarınca ayrıca vergi kesintisi yapılmayacaktır.

(6 seri no.lu Tebliğ ile eklenen paragraf. Yür:05.05.2012) “Tam mükellef kurumlar tarafından yurt dışında ihraç edilen tahvillerden elde edilen faizlerin vergilendirilmesinde, 279 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde11 yapılan açıklamaların göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

(6 seri no.lu Tebliğ ile eklenen paragraf. Yür:05.05.2012) “Tam mükellef varlık kiralama şirketleri tarafından yurt dışında ihraç edilen kira sertifikalarından elde edilen gelirlerden 2011/1854 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile değişik 2009/14594 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca 29/6/2011 tarihinden itibaren

– Vadesi 1 yıla kadar olanlara sağlanan gelirlerden ,

– Vadesi 1 yıl ile 3 yıl arası olanlara sağlanan gelirlerden %7,

– Vadesi 3 yıl ile 5 yıl arası olanlara sağlanan gelirlerden %3,

– Vadesi 5 yıl ve daha uzun olanlara sağlanan gelirlerden %0

oranında vergi kesintisi yapılacaktır.”

15.3.3.1. Döviz cinsinden yahut dövize, altına veya başka bir değere endeksli menkul kıymetlerin itfası sırasında oluşan değer artışlarında vergi kesintisi

Her nevi tahvil (ipotek finansmanı kuruluşları ve konut finansmanı kuruluşları tarafından ihraç edilen ipotekli sermaye piyasası araçları, varlık teminatlı menkul kıymetler dahil) ve Hazine bonosu ile Toplu Konut İdaresi “28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanuna göre kurulan varlık kiralama şirketleri” ve “Özelleştirme İdaresince çıkarılan menkul kıymetler ve varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen kira sertifikalarının” döviz cinsinden ihraç edilmesi ve bunların itfası sırasında anaparanın yine döviz cinsinden ödenmesi halinde, döviz kurundaki değişim nedeniyle anaparada meydana gelen değer artışı üzerinden vergi kesintisi yapılması söz konusu değildir. Vergi kesintisi sadece faiz tutarı üzerinden yapılacaktır. Döviz cinsinden ihraç edilen menkul kıymetlerin faizlerinin itfa tarihinden önce belli dönemler itibarıyla ödenmesi halinde de sadece bu faiz tutarının vergi kesintisine tabi olacağı, ayrıca kur farkı üzerinden vergi kesintisi yapılmayacaktır.

Bununla birlikte, yukarıda belirtilen menkul kıymetlerin dövize, altına, enflasyona veya başka bir değere endeksli olarak ihraç edilmesi halinde, itfa tarihinde menkul kıymet sahibine faiz ve anapara olarak ödenen tutar ile menkul kıymetin ihraç bedeli arasındaki tutar vergi kesintisi matrahını oluşturacaktır.

Döviz cinsinden yahut dövize, altına veya başka bir değere endeksli olarak çıkartılan menkul kıymetlerin faizini temsil eden kuponlarının menkul kıymetten ayrı olarak alım satıma konu olması halinde, faiz kuponlarının itfası sırasında ödenen bedelin tamamı vergi kesintisine tabi tutulacak, menkul kıymetin itfası sırasında geri ödenen anapara tutarı ise vergi kesintisine tabi olmayacaktır.

15.3.3.2. Her nevi tahvil ve Hazine bonosu faizleri ile Toplu Konut İdaresi “28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanuna göre kurulan varlık kiralama şirketleri” ve “Özelleştirme İdaresince çıkarılan menkul kıymetler ve varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen kira sertifikalarından” sağlanan gelirlerin kurumlar vergisine tabi olmayan veya kurumlar vergisinden muaf olanlar tarafından elde edilmesi halinde vergi kesintisi uygulaması

Söz konusu gelirlerin kurumlar vergisine tabi olmayan veya muaf olan kurumlarca elde edilmesi halinde Kurumlar Vergisi Kanunu uyarınca vergi kesintisi yapılmayacaktır. Ancak, bu kesintinin yapılmaması için kurumlar vergisinden muaf olan kurumların bu durumlarını tevsik etmeleri ve menkul kıymetlerin kendilerine ait olduğunu vergi kesintisi yapmakla yükümlü olanlara yazılı olarak beyan etmeleri gerekmektedir.

Kanunla kurulan dernek veya vakıflar, Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflar, kamu menfaatine yararlı dernekler ile dernek veya vakıf olmamakla birlikte; odalar, borsalar, meslek örgütleri ve bunların üst kuruluşları, siyasi partiler, emekli ve yardım sandıkları gibi vergi uygulamalarında dernek veya vakıf olarak kabul edilenler hariç, dernek veya vakıflarca elde edilen söz konusu gelirler üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesi uyarınca vergi kesintisi yapılacaktır.

Öte yandan, söz konusu gelirler üzerinden Gelir Vergisi Kanununun geçici 67 nci maddesi kapsamında vergi kesintisi yapılması halinde, gerek Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesi gerekse Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesi uyarınca vergi kesintisi yapılmayacaktır.

15.3.4. Mevduat faizleri

Mevduat faizlerinden Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca vergi kesintisi yapılması gerekmektedir.

Kanunla kurulan dernek veya vakıflar, Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflar, kamu menfaatine yararlı dernekler ile dernek veya vakıf olmamakla birlikte odalar, borsalar, meslek örgütleri ve bunların üst kuruluşları, siyasi partiler, emekli ve yardım sandıkları gibi vergi uygulamalarında dernek veya vakıf olarak kabul edilenler hariç, dernek veya vakıflarca elde edilen mevduat faizleri üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesi uyarınca vergi kesintisi yapılacaktır.

Ancak, mevduat faizlerinden Gelir Vergisi Kanununun geçici 67 nci maddesi kapsamında vergi kesintisi yapılması halinde, gerek Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesi gerekse Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesi uyarınca vergi kesintisi yapılmayacaktır.

15.3.5. Katılım bankaları tarafından katılma hesabı karşılığında ödenen kâr payları

Katılım bankaları tarafından katılma hesabı karşılığında ödenen kâr payları üzerinden Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca vergi kesintisi yapılması gerekmektedir.

Kanunla kurulan dernek veya vakıflar, Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflar, kamu menfaatine yararlı dernekler ile dernek veya vakıf olmamakla birlikte odalar, borsalar, meslek örgütleri ve bunların üst kuruluşları, siyasi partiler, emekli ve yardım sandıkları gibi vergi uygulamalarında dernek veya vakıf olarak kabul edilenler hariç, dernek veya vakıflarca elde edilen söz konusu gelirler üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesi uyarınca vergi kesintisi yapılacaktır.

Ancak, söz konusu gelirler üzerinden, Gelir Vergisi Kanununun geçici 67 nci maddesi kapsamında vergi kesintisi yapılması halinde, gerek Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesi gerekse Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesi uyarınca vergi kesintisi yapılmayacaktır.

15.3.6. Kâr ve zarar ortaklığı belgesi karşılığında ödenen kâr payları

Kâr ve zarar ortaklığı belgesi karşılığında ödenen kâr payları üzerinden Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca vergi kesintisi yapılması gerekmektedir.

Kanunla kurulan dernek veya vakıflar, Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflar, kamu menfaatine yararlı dernekler ile dernek veya vakıf olmamakla birlikte odalar, borsalar, meslek örgütleri ve bunların üst kuruluşları, siyasi partiler, emekli ve yardım sandıkları gibi vergi uygulamalarında dernek veya vakıf olarak kabul edilenler hariç, dernek veya vakıflarca elde edilen söz konusu gelirler üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesi uyarınca vergi kesintisi yapılacaktır.

Ancak, söz konusu gelirler üzerinden, Gelir Vergisi Kanununun geçici 67 nci maddesi kapsamında vergi kesintisi yapılması halinde, gerek Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesi gerekse Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesi uyarınca vergi kesintisi yapılmayacaktır.

15.3.7. Repo gelirleri

Her nevi tahvil (ipotek finansmanı kuruluşları ve konut finansmanı kuruluşları tarafından ihraç edilen ipotekli sermaye piyasası araçları, varlık teminatlı menkul kıymetler dahil) ve Hazine bonosu faizleri ile Toplu Konut İdaresi “28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanuna göre kurulan varlık kiralama şirketleri” ve Özelleştirme İdaresince çıkarılan menkul kıymetlerin geri alım veya satım taahhüdü ile elde edilmesi veya elden çıkarılmasından sağlanan gelirler üzerinden Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca vergi kesintisi yapılması gerekmektedir.

Kanunla kurulan dernek veya vakıflar, Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflar, kamu menfaatine yararlı dernekler ile dernek veya vakıf olmamakla birlikte odalar, borsalar, meslek örgütleri ve bunların üst kuruluşları, siyasi partiler, emekli ve yardım sandıkları gibi vergi uygulamalarında dernek veya vakıf olarak kabul edilenler hariç, dernek veya vakıflarca elde edilen söz konusu gelirler üzerinden Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesi uyarınca vergi kesintisi yapılacaktır.

Ancak, söz konusu gelirler üzerinden, Gelir Vergisi Kanununun geçici 67 nci maddesi kapsamında vergi kesintisi yapılması halinde, gerek Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesi gerekse Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesi uyarınca vergi kesintisi yapılmayacaktır.

15.3.8. (7 Seri no.lu tebliğ ile eklenen bölüm.Yür:31.12.2012)“Şans oyunlarını düzenleyenler tarafından bunların bayilerine veya aracılarına ödenen komisyon, prim ve benzeri ödemeler üzerinden yapılacak vergi kesintisi

Başbayiler hariç olmak üzere 5602 sayılı Kanunda tanımlanan şans oyunlarına ilişkin bilet, kupon ve benzerlerini satanlara, düzenlenen her türlü bahis ve şans oyunlarının oynatılmasına aracılık edenlere ve diğer kişilerce çıkartılan bu nitelikteki biletleri satanlara yapılan komisyon, prim ve benzeri ödemeler üzerinden Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca vergi kesintisi yapılması gerekmektedir.

Söz konusu kesinti oranı 6/6/2012 tarihli ve 2012/3322 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 1/7/2012 tarihinden itibaren uygulanmak üzere  olarak belirlenmiştir.”

15.3.9. (7 no.lu tebliğ ile tesesül ettirilmişti.)Vergiden muaf olan kurumlara dağıtılan kâr paylarında vergi kesintisi

Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, vergiden muaf olan kurumlara dağıtılan Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerindeki kâr payları üzerinden, vergi kesintisi yapılacaktır.

Öte yandan, kurumlarca kârın sermayeye eklenmesi kâr dağıtımı sayılmayacaktır.

Bakanlar Kuruluna tanınan yetkiye istinaden yayımlanan “12.1.2009” tarih ve “2009/14594” sayılı Kararla kâr dağıtımına ilişkin vergi kesintisi oranı  olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla, vergiden muaf olan kurumlara dağıtılan kâr payları üzerinden  oranında vergi kesintisi yapılması gerekmektedir.

Anılan maddenin üçüncü fıkrası uyarınca, vergi kesintisine tabi tutulan Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yazılı kazançlardan, ikinci fıkra uyarınca ayrıca vergi kesintisi yapılmayacaktır.

15.3.10. Fon ve yatırım ortaklıklarının istisna kazançları üzerinden yapılacak vergi kesintisi

Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinin üçüncü fıkrası ile emeklilik yatırım fonlarının kazançları hariç olmak üzere, Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yazılı istisna kazançlardan, dağıtılsın veya dağıtılmasın, kurum bünyesinde vergi kesintisi yapılması öngörülmüştür.

Öte yandan, söz konusu fon ve ortaklıkların kazançları, ayrıca kâr dağıtımına ilişkin vergi kesintisine tabi olmayacaktır.

Ancak, söz konusu istisna kazançlar üzerinden, Gelir Vergisi Kanununun geçici 67 nci maddesi kapsamında vergi kesintisi yapılması halinde, gerek Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesi gerekse Gelir Vergisi Kanunun 94 üncü maddesi uyarınca vergi kesintisi yapılmayacaktır.

15.3.10.1. Menkul kıymetler yatırım fonları veya ortaklıklarının istisna kazançları üzerinden yapılacak vergi kesintisi

Menkul kıymet yatırım fon ve ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden elde ettikleri kazançların vergilendirilmesinde, 257 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile 258 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yer alan açıklamaların göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

15.3.10.2 Portföyü Türkiye’de kurulu borsalarda işlem gören altın ve kıymetli madenlere dayalı yatırım fonları veya ortaklıklarının kazançları üzerinden yapılacak vergi kesintisi

Portföyü Türkiye’de kurulu borsalarda işlem gören altın ve kıymetli madenlere dayalı yatırım fonları veya ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden elde edilen kazançlarından, Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca vergi kesintisi yapılacaktır. (6 seri no.lu Tebliğ ile eklenen cümle. Yür:05.05.2012) “Söz konusu kesinti oranı, 2009/14594 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 2008 yılı kazançlarına da uygulanmak üzere sıfır olarak belirlenmiştir.”

15.3.10.3.Girişim sermayesi yatırım fonları veya ortaklıklarının istisna kazançları üzerinden yapılacak vergi kesintisi

Girişim sermayesi yatırım fon ve ortaklıklarının kazançlarından, Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca vergi kesintisi yapılması öngörülmüştür.

Ancak, girişim sermayesi yatırım fonları veya ortaklıklarının istisna kazançları üzerinden yapılacak vergi kesintisi oranı, “2009/14594” sayılı Bakanlar Kurulu Kararına göre sıfır olarak uygulanacaktır.

15.3.10.4.Gayrimenkul yatırım fonları veya ortaklıklarının istisna kazançları üzerinden yapılacak vergi kesintisi

Gayrimenkul yatırım fon ve ortaklıklarının kazançlarından, Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca vergi kesintisi yapılması öngörülmüştür.

Ancak, gayrimenkul yatırım fonları veya ortaklıklarının istisna kazançları üzerinden yapılacak vergi kesintisi oranı, “2009/14594” sayılı Bakanlar Kurulu Kararına göre sıfır olarak uygulanacaktır.

15.3.10.5.Emeklilik yatırım fonlarının istisna kazançları üzerinden yapılacak vergi kesintisi

Emeklilik yatırım fonlarının kazançları, Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca yapılacak vergi kesintisi kapsamında olmadığından, söz konusu yatırım fonlarının vergilendirilmesinde, 257 ve 258 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğlerinde yer alan açıklamaların göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

15.3.10.6. Konut finansmanı fonları ve varlık finansmanı fonlarının istisna kazançları üzerinden yapılacak vergi kesintisi

Konut finansmanı fonları ve varlık finansmanı fonlarının kazançlarının vergilendirilmesinde 257 ve 258 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğlerinde yer alan açıklamaların göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

15.4. Vergi kesintilerine ilişkin beyannamenin verilme yeri ve zamanı

Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinin beşinci fıkrasına göre, bu madde gereğince vergi kesintisi yapmak zorunda olanlar, bu vergileri ödeme veya tahakkukun yapıldığı yer itibarıyla bağlı oldukları vergi dairesine muhtasar beyanname ile bildirmek zorundadırlar.

Gelir Vergisi Kanununa göre yapılan gelir vergisi kesintisine ilişkin usul ve esaslar, bu maddeye göre verilecek muhtasar beyannameler hakkında da uygulanacaktır. Gelir Vergisi Kanununun 100 üncü maddesinde, genel bütçeye dahil idare ve kuruluşların yaptıkları vergi kesintisi için muhtasar beyanname vermeyecekleri belirtilmiştir. Bu ilke, Kurumlar Vergisi Kanunu uyarınca yapılacak vergi kesintileri için de geçerlidir.

Yapılan kesintilerin Gelir Vergisi Kanununda belirtilen süre içinde muhtasar beyanname ile beyanı gerekmektedir. Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesi uyarınca verilecek muhtasar beyanname de aynı süre içinde verilecektir. (6 seri no.lu Tebliğ ile eklenen cümle. Yür:05.05.2012) “371 sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile yapılan belirlemeye göre muhtasar beyanname ertesi ayın başından yirmi üçüncü günü sonuna kadar verilebilecektir.”

Ancak, kazançları kurumlar vergisinden istisna edilen fonların ve yatırım ortaklıklarının kazançları üzerinden yapılacak kesinti, kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği döneme ait muhtasar beyanname ile beyan edilecektir. Bu kesinti için ayrıca muhtasar beyanname verilmeyecektir.

15.5. Diğer hususlar

Bu maddede geçen hesaben ödeme deyimi, kesintiye tabi kazanç ve iratları ödeyenleri hak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemleri ifade etmektedir.

Yapılan vergi kesintisinin, vergi kesenin kayıt ve hesaplarında ayrıca gösterilmesi gerekmektedir.

Bu madde uyarınca yapılacak kesintilerde, kazanç ve iratların gayrisafi tutarları dikkate alınacaktır. Ancak, ödemenin net tutar üzerinden yapılması, başka bir ifadeyle verginin ödemeyi yapan tarafından üstlenilmesi halinde vergi kesintisinin, ödenen miktar ile ödemeyi yapanın yüklendiği verginin toplamı üzerinden hesaplanması gerekecektir.

15.6. Dağıtılan kâr paylarında vergi kesintisi

15.6.1. Genel açıklama

Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında, vergiden muaf olan kurumlara dağıtılan kâr payları üzerinden yapılacak vergi kesintisi; 30 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında da Türkiye’de bir işyeri veya daimi temsilci aracılığıyla kâr payı elde edenler hariç olmak üzere, dar mükellef kurumlara veya kurumlar vergisinden muaf olan dar mükelleflere dağıtılan kâr payları üzerinden yapılacak vergi kesintisi hükümleri düzenlenmiştir.

Öte yandan, 4842 sayılı Kanunun 12 nci maddesiyle değişik, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin (b-i) ve (b-ii) alt bentlerinde, tam mükellef kurumlar tarafından; tam mükellef gerçek kişilere, gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olmayanlara ve bu vergilerden muaf olanlara dağıtılan kâr paylarından; tam mükellef kurumlar tarafından; dar mükellef gerçek kişilere, dar mükellef kurumlara (Türkiye’de bir işyeri veya daimi temsilci aracılığıyla kâr payı elde edenler hariç) ve gelir ve kurumlar vergisinden muaf olan dar mükelleflere dağıtılan kâr paylarından vergi kesintisi yapılacağı hükmüne yer verilmiştir.