ÖZEL İSTİHDAM BÜROLARI YÖNETMELİĞİ

Türkiye İş Kurumundan:

ÖZEL İSTİHDAM BÜROLARI YÖNETMELİĞİ

(19.03.2013 tarih ve 28592 sayılı R.G de yayımlanmıştır.)

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Amaç ve kapsam

MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı, özel istihdam bürolarının seçimine, izinlerinin verilmesine, çalışma ve denetimine ilişkin usul ve esasları belirlemektir.

Dayanak

MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, 25/6/2003 tarihli ve 4904 sayılı Türkiye İş Kurumu Kanununun 32 nci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelikte geçen;

a) Hizmet merkezi: Çalışma ve İş Kurumu hizmet merkezini,

b) İl müdürlüğü: Çalışma ve İş Kurumu il müdürlüğünü,

c) Kanun: 25/6/2003 tarihli ve 4904 sayılı Türkiye İş Kurumu Kanununu,

ç) Kurum: Türkiye İş Kurumunu,

d) Merkez büro: Büronun hukuki ve idari faaliyetleri ile aracılık faaliyetinin yürütüldüğü yeri,

e) Nitelikli personel: Mesleki Yeterlilik Kurumunca onaylanan iş ve meslek danışmanı mesleki yeterlilik belgesi ya da işe alım personeli yeterlilik belgesine sahip olan veya insan kaynakları alanında en az yüksek lisans eğitimi almış kişiyi,

f) Özel istihdam bürosu: İş arayanların elverişli oldukları işlere yerleştirilmeleri ve çeşitli işler için uygun işçiler bulunmasına aracılık yapmak üzere, iş piyasasının ihtiyaçları dikkate alınarak belirlenecek sayıda ve aranan koşullar çerçevesinde seçilmek ve Kurumca izin verilmek kaydıyla iş arayanlar ya da işverenlerle bir işyerinde birebir görüşme yapılarak ve/veya 9/6/2004 tarihli ve 5187 sayılı Basın Kanununda yazılı araçlarla ya da radyo, televizyon, video, internet, kablolu yayın veya elektronik bilgi iletişim araçları ve benzer yayın araçlarından biri ile birebir görüşme yapılmaksızın aracılık hizmetine ortam sağlanmasına ilişkin faaliyet gösteren gerçek veya tüzel kişileri,

g) Şube: Merkez büroya bağlı olarak özel istihdam bürosu faaliyetlerini yürüten, bulundukları yerin ticaret siciline kayıtlı ve Kuruma karşı sorumluluklarını yerine getirme yükümlülüğünde olan, merkezle aynı ilde ya da başka bir ilde kurulmuş ve merkez büronun ticaret unvanını şube olduğunu belirterek kullanan birimi,

ğ) Teminat: Kanunun 17 nci maddesinde yer alan kat’î ve süresiz banka teminat mektubu ya da nakit olarak ödenen Türk Lirasını,

h) Yetkili kişi: Özel istihdam bürosunu temsil ve ilzama yetkili kişi/kişileri,

ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM Read more

Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar

T.C.

SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

Sosyal Sigortalar Genel Müdürlüğü

Sayı  : B.13.2.SGK.0.10.04.00/73-031/411/884-22/08/2012

Konu : Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar

GENELGE

2012-30

1- Genel Açıklamalar

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Ek 2 nci maddesi, 15/6/2012 tarihli ve 28324 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 6322 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 32 nci maddesi ile,

“Yatırımlarda Devlet yardımları hakkında kararlar çerçevesinde düzenlenen teşvik belgeleri kapsamında gerçekleştirilecek yatırımlarla istihdam edilen sigortalılar için, 81 inci maddede sayılan ve 82 nci madde uyarınca belirlenen prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan sigorta primlerinin; işveren hisselerinin tamamına veya Bakanlar Kurulunca istatistiki bölge birimleri sınıflandırması, kişi başına düşen milli gelir veya sosyoekonomik gelişmişlik düzeyleri dikkate alınmak suretiyle belirlenen illerde işveren hisseleri ile birlikte sigortalı hisselerinin tamamına kadar olan kısmı Ekonomi Bakanlığı bütçesinden karşılanır. Bakanlar Kurulu ayrıca Ekonomi Bakanlığınca karşılanacak tutarın uygulama süresini, karşılama oranını ve kapsamını; yatırımın sektörü, büyüklüğü ve bulunduğu illere göre farklılaştırmaya yetkilidir.

Primlerin Ekonomi Bakanlığınca karşılanabilmesi için işverenlerce, çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili olarak bu Kanun uyarınca aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içerisinde Kuruma verilmesi ve Ekonomi Bakanlığınca karşılanmayan tutarın yasal süresi içinde ödenmiş olması şarttır.

Bu madde hükümleri, 21/4/2005 tarihli ve 5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerleri ile sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz. Read more

Aktif İşgücü Hizmetleri Yönetmeliği

Türkiye İş Kurumundan:

AKTİF İŞGÜCÜ HİZMETLERİ YÖNETMELİĞİ

(12.03.2013 tarih ve  28585 sayılı R.G de yayımlanmıştır.)

BİRİNCİ BÖLÜM

Genel Esaslar

Amaç

MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı; istihdamın korunmasına ve artırılmasına, işsizlerin mesleki niteliklerinin geliştirilmesine, işsizliğin azaltılmasına ve özel politika gerektiren grupların işgücü piyasasına kazandırılmasına yardımcı olmak üzere Türkiye İş Kurumu tarafından düzenlenen aktif işgücü hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin usul ve esasları belirlemektir.

Kapsam

MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik; Türkiye İş Kurumu tarafından işgücü piyasası ihtiyaçları doğrultusunda gerçekleştirilecek olan mesleki eğitim kurslarını, işbaşı eğitim programlarını, girişimcilik eğitim programlarını, toplum yararına programları, iş ve meslek danışmanlığı faaliyetlerini ve bu Yönetmelik çerçevesinde tasarlanacak olan diğer kurs, program, proje ve özel uygulamalar ile bunların uygulanmasına ilişkin usul ve esasları kapsamaktadır.

Dayanak

MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelik; 25/6/2003 tarihli ve 4904 sayılı Türkiye İş Kurumu Kanununun 32 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, 24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası ve 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun 48 inci maddesinin altıncı fıkrasının (d) bendi ile yedinci fıkrasına dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar ve kısaltmalar

MADDE 4 – (1) Bu Yönetmelikte yer alan;

a) Aktif işgücü hizmetleri: İstihdamın korunmasına ve artırılmasına, işsizlerin mesleki niteliklerinin geliştirilmesine, işsizliğin azaltılmasına ve özel politika gerektiren grupların işgücü piyasasına kazandırılmasına yardımcı olmak üzere yapılan faaliyetleri,

b) Bireysel gönderme: Kuruma kayıtlı kişilerin grup oluşturulması şartından bağımsız olarak aktif işgücü hizmetlerinden yararlandırılmalarını,

c) Denetim Kurulu: 4904 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi kapsamında oluşturulan ve Kurum tarafından yürütülen işgücü yetiştirme faaliyetlerini denetlemek üzere oluşturulan il istihdam ve mesleki eğitim denetim kurullarını,

ç) Engelli: Bedensel, zihinsel, ruhsal, duygusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerle kaybetmesi nedeniyle çalışma gücünün en az yüzde kırkından yoksun olduğu sağlık kurulu raporları ile belgelenen ve çalışabilir durumda olan kişileri,

d) Eski hükümlü: Bir yıldan daha uzun süreli bir suçtan veya ceza süresine bakılmaksızın Devlet memuru olmaya engel bir suçtan hüküm giyen ve cezasını infaz kurumlarında tamamlayanları, cezası ertelenenleri, koşullu salıverilenleri, özel kanunlarda belirtilen şartlardan dolayı istihdam olanağı bulunmayanları, ömür boyu kamu hizmetlerinden yasaklı bulunanları ve denetimli serbestlik kapsamında olanları,

e) Genel Müdürlük: Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğünü,

f) Girişimcilik eğitim programı: Kuruma kayıtlı kişilerin iş kurmalarını ve işlerini devam ettirmelerini sağlamak üzere düzenlenen eğitimleri,

g) Hizmet merkezi: Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüklerine bağlı olarak kurulan birimi,

ğ) Hizmet sağlayıcı: Bu Yönetmelik kapsamındaki hizmetleri sunabilecekleri,

h) Hükümlü: Bir yıldan uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezadan veya ceza süresine bakılmaksızın Devlet memuru olmaya engel bir suçtan hüküm giyip ceza ve infaz kurumlarında bulunanları,

ı) İl müdürlüğü: Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünü,

i) İstekli: Hizmet alımına teklif verenleri,

j) İşbaşı eğitim programı: Katılımcılara mesleki deneyim kazandırmak üzere, Kurumca belirlenen asgari şartları taşıyan işyerlerinde işbaşında verilen eğitimi,

k) İş ve meslek danışmanı: Kuruma kayıtlı iş arayanların iş bulmalarına, mesleki uyum problemlerini gidermelerine, mesleki becerilerini geliştirmelerine, mesleklerini veya işlerini değiştirmelerine, işverenlerin ise mevzuat çerçevesinde bilgilendirilmeleri ile taleplerini karşılamalarına sistemli olarak yardım eden kişiyi,

l) Katılımcı: Toplum yararına program, girişimcilik eğitim programları ve işbaşı eğitim programlarına katılanları,

m) KDV: Katma değer vergisini,

n) Kesinleşen kursiyer sayısı: Kursun başlamasından itibaren geçen onda birlik sürenin bitim tarihi itibariyle kursa devam eden mevcut kursiyer sayısını,

o) Kurs: Herhangi bir mesleği olmayan, bir mesleği olmakla birlikte mesleğinde iş bulamayan veya mesleğinde yeterli olamayanların, niteliklerini geliştirerek istihdam edilebilirliklerini artırmak amacıyla düzenlenen meslek edindirme, geliştirme ve değiştirme eğitimlerini,

ö) Kursiyer veya katılımcı başı ders saat maliyeti: Bir kursiyerin veya katılımcının bir ders saatine karşılık olmak üzere kurs veya program için gerekli olan temrin malzemesi, eğitici, kurs veya program yeri ve mesleki rehabilitasyon giderleri, yüklenici kârı ile eğitim için yapılan ve Genel Müdürlükçe uygun bulunan benzeri giderleri, Read more

SGK PİŞMANLIK İNDİRİMİ

PİŞMANLIK İNDİRİMİ

1-GİRİŞ:

Sosyal güvenlik sistemimizi düzenleyen mevzuat; sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası olarak iki ana bölümden oluşmaktadır. Bu mevzuatı düzenleyen 5510 sayılı “Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun” başlığı da bu şekilde isimlendirilmiştir. Bu iki ana bölümden sosyal sigortacılık; emeklilik ve kısa vadeli risklere karşı sosyal bir güvence öngörürken, genel sağlık sigortası; kişilerin temel sağlık hizmetlerini güvence altına almayan çalışan bir sigortacılık tekniği olarak karşımıza çıkmaktadır.(1)

Kişilerin sosyal güvenliğe ilişkin hak ve yükümlülüklerini düzenleyen 5510 sayılı “Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda”(2) hem sosyal sigortacılık hem de genel sağlık sigortacılık anlamında sigortalılık mecburi tutulmuştur. “Sigortalılığın mecburiliği ilkesi” gereğince sigortalı sayılabilmek tarafların istek ve iradelerine bırakılmamış, Kanunda belirtilen koşulların oluşması halinde kendiliğinden kazanılan bir hak ve yükümlülük olarak kabul edilmiştir. Bu kuralın altında yatan temel anlayış kanımızca ülkemizde yaşayan hiçbir kimsenin sosyal güvenceden yoksun bırakılmamasına dayanmaktadır.

Sosyal güvenliğin bir hak olarak, Anayasamız ile teminat altına alındığı bu sistemde, bu hakkın elde edilebilmesi, kullanılabilmesi, bu hakkın sağladığı menfaatlerden yararlanılabilmesi için aynı zamanda bazı yükümlülükler de getirilmiştir. Bu yükümlülüklerin yerine getirilmesi bakımından, sosyal güvenlik olgusunun ortaya konulmasını sağlayacak olan bildirge veya belgelerin muhteviyatına göre sigortalı, işveren, kamu ve özel hukuk tüzel kişileri, tüzel kişiliği olmayan diğer kurum ve kuruluşlar, gerçek kişiler Kuruma(3) karşı sorumlu tutulmuşlardır. Bu kişiler bu yükümlülüklerin yerine getirilmesi bakımından sadece sorumlu tutulmakla kalmamış, yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi halinde para cezası ile de cezalandırılmışlardır.

2-           HİZMET KAYITLARINA ESAS BİLDİRGE VE
BELGELERİN İLGİLİLERCE VERİLMESİ
VEYA RESEN DÜZENLENMESİ:

5510 sayılı Kanunda kimlerin sigortalı sayılması gerektiği, kimlerin sigortalı sayılmayacağı sayma yoluyla belirtilmiştir. Yine bu Kanunda sigortalılığı hangi hallerde başlayıp sona ereceğine ilişkin durumlar düzenlenmiştir. Buna göre sigortalılığın başlangıcı ile bildirim yükümlülüğü sigortalı işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmesi suretiyle gerçekleştirilir. Bu bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmesi neticesinde Kurumca sigortalılığın tescil işlemi yapılarak bu kişiler tescil kütüğünü kayıt edilirler. Tescil edilen bu sigortalılara bir sosyal güvenlik numarası verilir. Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, aynı zamanda bu kişilerin sosyal güvenlik numarasını oluşturur. Sigortalılığın sona ermesine ilişkin bildirim yükümlülüğü ise sigortalı işten ayrılış bildirgesinin Kuruma verilmesi suretiyle gerçekleştirilir. (4)

Sigortalılığın tescil işleminden önce 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c ) bentleri kapsamında sigortalı sayılan kişileri çalıştıran işverenlerin, çalıştırdıkları sigortalılardan dolayı işyerlerini Kuruma bildirmeleri zorunludur. İşyerinin tesciline ilişkin bildirim yükümlülüğü işyeri bildirgesinin Kuruma verilmesi suretiyle gerçekleştirilir. Bu bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmesi neticesinde işyeri tescil edilerek, Kurumca işyerine bir işyeri sicil numarası verilir. Sosyal güvenlik hak ve yükümlülüklerinin kullanılmasına ilişkin tüm iş ve işlemler bu işyeri sicil numarası üzerinden yürütülür.

Yukarıda açıklandığı üzere bu tescil işlemleri normalde bildirim yükümlülüğünü yerine getirmesi gerekli olan ilgililerin buna ilişkin bildirge ve belgeleri Kuruma vermesi suretiyle gerçekleştirilir. Bildirim yükümlülüğü doğduğu halde bu yükümlülüğün yerine getirilmediğinin Kurumca tespit edilmesi halinde tescil işlemi resen yapılır.

Resen tescil işlemleri; Kurumun denetim ve kontrolle görevlendirilmiş memurlarınca filen yapılan denetimler veya işyeri kayıtlarından yapılan tespitler ya da kamu idarelerinin denetim elamanlarınca kendi mevzuatları gereğince yapacakları soruşturma, inceleme ve denetimler, kamu kurum ve kuruluşları ile 5411 sayılı Kanun kapsamındaki kuruluşlar tarafından düzenlenen belge ve alınan bilgiler ile yargı kararına istinaden yapılır.

3- İNDİRİMİN KAPSADIĞI BİLDİRGE VE BELGELER:

3.1- Sigortalı İşe Giriş ve Genel Sağlık Sigortası Giriş Bildirgesi:

Sigortalı işe giriş bildirgesinin Kuruma verilme süreleri 5510 sayılı Kanunun 8 inci maddesinde, genel sağlık sigortası giriş bildirgesinin Kuruma verilme süreleri ise 5510 sayılı Kanunun 61 inci maddesinde düzenlenmiştir. Bu bildirgelerin Kanunda belirtilen süre içinde Kuruma verilmemesi halinde 5510 sayılı Kanunun 102 nci maddesi gereğince her bir sigortalı için asgari ücret tutarında idari para cezası uygulanır. Ancak 6270 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle bu bildirgelerin yasal süresi geçtikten sonra 30 gün içinde kendiliğinden verilmesi ve cezanın tebliğ tarihini takip eden 15 gün içinde ödenmesi halinde, uygulanacak olan cezanın %75’i indirilir.

Örnek 1: X limitet şirketine ait bir tekstil atölyesinde 10.05.2012 tarihinde işe başlatılacak olan A şahsının sigortalı işe giriş bildirgesinin en geç 09.05.2012 tarihine kadar Kuruma verilmemesi halinde, işveren hakkında 886,50.-TL tutarında idari para cezası tahakkuk ettirilecektir. Ancak sigortalı işe giriş bildirgesinin 08.06.2012 tarihine kadar kendiliğinden Kuruma verilmesi ve tebliğ edilen idari para cezasının tebliğ tarihini takip eden 15 gün içinde ödenmesi halinde 886,50.-TL’lik idari para cezasının 4/3 indirilerek 221,62.-TL’li kısmı tahsil edilir.

3.2- İşyeri Bildirgesi:

İşyeri bildirgesinin Kuruma verilme süreleri 5510 sayılı Kanunun 11 inci maddesinde belirtilmiştir. İşyeri bildirgesinin Kanunda belirtilen sürelerde Kuruma verilmemesi halinde, 5510 sayılı Kanunun 102 nci maddesi gereğince kamu idareleri ile bilanço esasına göre defter tutmak zorunda olanlar için asgari ücretin üç katı tutarında, diğer defterleri tutmak zorunda olanlar için asgari ücretin iki katı tutarında, defter tutmakla yükümlü olmayanlar için bir aylık asgari ücret tutarında idari para cezası uygulanır. Ancak 6270 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle bu bildirgelerin yasal süresi geçtikten sonra 30 gün içinde kendiliğinden verilmesi ve cezanın tebliğ tarihini takip eden 15 gün içinde ödenmesi halinde, uygulanacak olan cezanın %75’i indirilir.

Örnek 2: Kendisine ait kuruyemiş dükkânında 02.04.2012 tarihinde ilk kez sigortalı çalıştırmaya başlayan işveren, işyeri bildirgesini en geç 02.04.2012 tarihinde Kuruma vermediği takdirde işletme defterine tabi olması halinde asgari ücretin iki katı tutarında 886,50 x 2 = 1.773,00.-TL idari para cezası ile cezalandırılacaktır. Ancak işyeri bildirgesinin 02.05.2012 tarihine kadar kendiliğinden Kuruma verilmesi ve tebliğ edilen para cezasının tebliğ tarihini takip eden 15 gün içinde ödenmesi halinde 1.773,00.-TL’lik idari para cezasının 4/3 indirilerek 443,25.-TL’lik kısmı tahsil edilecektir.

3.3- Sigortalı İşten Ayrılış Bildirgesi:

Sigortalılığın sona ermesine ilişkin bildirim süreleri 5510 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinde belirtilmiştir. Bu bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi halinde 5510 sayılı Kanunun 102 nci maddesi gereğince idari para cezası uygulanır. 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre sigortalılığı sona erenlere ilişkin bildirim ile 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesinde yer alan sandıklara, sandık iştirakçiliğinin başlama ve sona ermesine ilişkin bildirimi süresi içinde göndermeyenler hakkında, bir takvim ayında işlenen bu fiillerden dolayı tutmakla yükümlü bulunan defter ve belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle verilen ceza tutarını aşmamak kaydıyla her bir sigortalı veya sandık iştirakçisi için asgari ücretin onda biri tutarında idari para cezası uygulanır. Yine 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre sigortalılığı sona erenlere ilişkin bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyenlere aylık asgari ücret tutarında idari para cezası uygulanır. Ancak 6270 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle bu bildirgelerin yasal süresi geçtikten sonra 30 gün içinde kendiliğinden verilmesi ve cezanın tebliğ tarihini takip eden 15 gün içinde ödenmesi halinde, uygulanacak olan cezanın %75’i indirilir.

Örnek 3: Bir pamuk dokuma fabrikasında çalışan iki sigortalının 10.04.2012 tarihli işten çıkışının, Kuruma süresi içinde bildirilmemesi halinde toplam 177,30.-TL idari para cezası uygulanacaktır. Ancak sigortalı işten ayrılış bildirgesinin 10.05.2012 tarihine kadar kendiliğinden Kuruma verilmesi ve tebliğ edilen idari para cezasının tebliğ tarihini takip eden 15 gün içinde ödenmesi halinde 177,30.-TL’lik idari para cezasının 4/3 indirilerek 44,32.-TL’lik kısmı tahsil edilecektir.

3.4- Diğer Bildirim Yükümlülükleri:

5510 sayılı Kanunun 47 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince Kamu idareleri vazife malûllüğüne sebep olan olayı, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine veya kendi mevzuatına göre yetkili mercilere derhal, Kuruma da en geç onbeş iş günü içinde bildirmekle yükümlüdür.

5510 sayılı Kanunun 90 ıncı maddesi gereğince Kamu idareleri ile döner sermayeli kuruluşlar ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu kapsamındaki kuruluşlar, kanunla kurulan kurum ve kuruluşlar, ihale yolu ile yaptırdıkları her türlü işleri üstlenenleri ve bunların adreslerini onbeş gün içinde Kuruma bildirmekle yükümlüdür.

5510 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin altıncı fıkrası gereğince Valilikler, belediyeler ve ruhsat vermeye yetkili diğer kamu ve özel hukuk tüzel kişileri, yapı ruhsatı ve diğer tüm ruhsat veya ruhsat niteliği taşıyan işlemlerine ilişkin bilgi ve belgeler ile varsa bunların verilmesine esas olan istihdama ilişkin bilgileri, verildiği tarihten itibaren bir ay içinde Kuruma bildirmekle yükümlüdürler.

Bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde aylık asgari ücret tutarında idari para cezası uygulanır. Ancak 6270 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle bu bildirgelerin yasal süresi geçtikten sonra 30 gün içinde kendiliğinden verilmesi ve cezanın tebliğ tarihini takip eden 15 gün içinde ödenmesi halinde, uygulanacak olan cezanın %75’i indirilir.

Örnek 4: Bölgesinde bulunan bir yerin park ve bahçe düzenleme işlerini 01.02.2012 tarihinde ihale yoluyla alan  z firmasına ait bilgileri Kuruma kanuni süresi içinde bildirmeyen X Belediye Başkanlığı hakkında 886,50.-TL tutarında bir idari para cezası uygulanacaktır. Ancak bu bildirimin 02.03.2012 tarihine kadar kendiliğinden yapılması ve tebliğ edilen idari para cezasının tebliğ tarihini takip eden 15 gün içinde ödenmesi halinde 886,50.-TL’lik idari para cezasının 4/3 indirilerek 221,62.-TL’lik kısmı tahsil edilecektir.

4- SONUÇ OLARAK:

26/02/2012 tarihinde yürürlüğe konulan 6270 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle bildirim yükümlülüğü doğduğu halde bu yükümlülüğünü zamanında yerine getirmemekle birlikte sonradan kendiliğinden yerine getirenler için uygulanacak idari para cezasında % 75’lik bir indirim yapılması imkanı getirilmiştir. Bu indirimden yararlanmak için bildirge veya belgenin yasal süresi geçtikten sonra kendiliğinden 30 gün içinde verilmesi ve tebliğ edilen idari para cezasının, tebliğ tarihini takip eden 15 gün içinde ödenmesi gerekmektedir. Bu indirimden yararlanabilmenin diğer bir koşulu da bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmediğinin mahkeme kararı, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarınca yapılan fiili tespitler ile işyeri kayıtlarından yapılan incelemeler, diğer kamu idarelerinin denetim elamanlarınca kendi mevzuatları gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemeler ya da kamu idarelerinden alınan belgeler neticesinde tespit edilmemiş olmasıdır.

6270 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle bildirge ve belgelerin yasal süresi geçtikten sonra yükümlülerce kendiliğinden Kuruma verilmesi halinde uygulanacak bu indirime “pişmanlık indirimi de” diyebiliriz. Çünkü burada herhangi denetim, inceleme, kontrol, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile bilgi paylaşımı yapılan diğer kurum ve kuruluşlar tarafından alınan bilgi ve belgelere dayalı bir tespit yokken, yasadan doğan yükümlülüğünü zamanında yerine getirmeyen ilgililerin kendilerini ihbar etmeleri halinde normalde bu fiillerden dolayı yasada uygulanması öngörülen idari para cezalarında bir indirime gidilmesi söz konusudur. Getirilen bu uygulamayı kayıt dışı istihdamla mücadelenin bir parçası olarak da görebiliriz. Aslında burada kayıt dışı istihdamda kalmanın maliyeti ile kayıtlı istihdama geçişin getireceği maliyet farklılaştırılarak kayıtlı istihdama geçiş teşvik edilmekte daha doğrusu cazip hale getirilmektedir. Ancak bu yöntem Kurum kayıtlarında yer almadığı halde, uygulamada Kurumca tespit edebilme olasılığı yüksek bulunan yükümlülüklerin yerine getirilmesi bakımından daha çok geçerli olan bir yöntemdir. Çünkü bu yöntemde kanundan doğan yükümlülüklerini yerine getirmeyen yükümlülerin ileride karşılaşacağı daha büyük riskleri, daha az bir maliyetle satın almalarına imkan sunulmaktadır.

KAYNAKÇA

Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (05/03/2009). 2009/37 sayılı Genelge.

Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (28.09.2008) 5510 Sayılı Kanun Gereğince Sigortalı Sayılanlar, Sayılmayanlar, Sigortalılığın Başlangıcı, Kuruma Bildirilmesi ve Sona Ermesi Hakkında Tebliğ, Ankara: Resmi Gazete (27011 Sayılı).

Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (28.09.2008) Aylık Prim ve Hizmet Belgesinin Sosyal Güvenlik Kurumuna Verilmesine ve Primlerin Ödenme Sürelerine Dair Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ, Ankara: Resmi Gazete (27011 Sayılı).

Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (12/05/2010). Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği Ankara: Resmi Gazete (27579 Sayılı).

T.C.Yasalar (16/06/2006). 5510 sayılı “Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu” Ankara: Resmi Gazete (26200 sayılı).

_____________________________________________

(1) 5510  sayılı Kanunda Sosyal sigortalar; kısa ve uzun vadeli sigorta kollarını, Genel sağlık sigortası; Kişilerin öncelikle sağlıklarının korunmasını, sağlık riskleri ile karşılaşmaları halinde oluşan harcamaların finansmanını sağlayan sigortayı ifade eder.

(2) 16/06/2006 Tarihli, 26200 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

(3) Bu yazıda geçen (Kurum) ibaresi (Sosyal Güvenlik Kurumu’nu) ifade eder.

(4) 01/10/2008 Tarihinden itibaren ilk defa çalışmaya başlayanlardan; hizmet akdi ile bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanlar 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında, köy ve mahalle muhtarları ile hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında, kamu idarelerinde (a) ve (b) bendi kapsamı dışında çalışanlar ise 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin ( c ) bendi kapsamında sigortalı sayılmışlardır.

Süleyman TUNÇAY

SGK Başmüfettişi

İş Kazası, Meslek Hastalığı ve Ölüm Sigortalarından Sağlanan Haklarda Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Sebepler

İŞ KAZASI, MESLEK HASTALIĞI VE ÖLÜM

SİGORTALARINDAN SAĞLANAN

HAKLARA İLİŞKİN ZAMANAŞIMI VE HAK

DÜŞÜRÜCÜ SÜRELER

GİRİŞ

5510 sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu uyarınca, Kanunun 4/1/a ve 4/1/b maddeleri kapsamında sigortalı olanlar için iş kazası, meslek hastalığı ve ölüm sigortalarından sigortalılara ve hak sahiplerine çeşitli yardımlar sağlanmaktadır. Ancak sağlanan bu yardımlar için geçerli olan zamanaşımı süreleri ve hak düşürücü süreler bulunmaktadır. Sigortalı veya hak sahiplerinin yaptıkları işlem ve eylemlerinde bu sürelere dikkat etmemeleri zaman zaman hak kayıplarına yol açmaktadır.

Zamanaşımı süreleri ve hak düşürücü süreler ile ilgili 5510 sayılı Kanun ve Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde düzenlemeler bulunmaktadır. Bu düzenlemeler, bazı noktalarda 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ve 1479 Sayılı Esnaf Ve Sanatkarlar Ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunundan farklı hükümler içermektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından, konuya ilişkin olarak çıkarılan ve halen uygulanan genelgelerin, yürürlükte bulunan güncel mevzuata göre yeniden gözden geçirilmesi, güncellenmesi ve konu bazında tekleştirilmesi çalışmaları çerçevesinde 22/07/2011 tarih ve 2011-58 sayılı Genelge çıkarılmıştır. Yazımızda yukarıda belirtilen düzenlemeler ışığında, 5510 sayılı Kanunun 4/1/a ve 4/1/b maddeleri kapsamında sigortalı olanlar için iş kazası, meslek hastalığı ve ölüm sigortalarından sağlanan haklara ilişkin zamanaşımı ve hak düşürücü süreler hakkında ana hatlarıyla açıklamalar yapılmaktadır.

1.  İŞ KAZASI VE MESLEK HASTALIĞI               HALLERİNDE SAĞLANAN HAKLAR

5510 sayılı Kanunun 16. maddesinin birinci fıkrasına göre iş kazası ve meslek hastalığı hallerinde sigortalılara veya hak sahiplerine sağlanan haklar;

a) Sigortalıya geçici iş göremezlik süresince günlük geçici iş göremezlik ödeneğinin verilmesi,

b) Sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanması,

c) İş kazası ve meslek hastalığı sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine gelir bağlanması,

d) Gelir bağlanmış olan kız çocuklarına evlenme ödeneği verilmesi,

e) İş kazası ve meslek hastalığı sonucu ölen sigortalı için cenaze ödeneği verilmesidir.

2. ÖLÜM SİGORTASINDAN SAĞLANAN HAKLAR

5510 sayılı Kanunun 32. maddesinin birinci fıkrasında ölüm sigortasından sigortalılara veya hak sahiplerine sağlanan haklar;

a) Ölüm aylığı bağlanması,

b) Ölüm toptan ödemesi yapılması,

c) Aylık almakta olan kız çocuklarına evlenme ödeneği verilmesi,

d) Cenaze ödeneği verilmesidir.

3.  ZAMANAŞIMI VE HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE  NE DEMEKTİR

2011/58 sayılı Genelge:

Hak düşürücü süreyi, kullanılmayan bir hakkın yasa ile belirlenen süre içinde bir daha kullanılmayacak duruma gelmesi olarak;

Zamanaşımını, yasanın belirlediği koşullarda bir sürenin geçmesi ile bir hakkın kazanılmasını, kaybedilmesini veya bir yükümlülükten kurtulmayı sağlayan süre olarak ifade etmektedir.

Hak düşürücü sürenin dolmasına kadar kullanılmayan haklar kullanılamayacak duruma gelmektedir. Zamanaşımında ise hak kullanılamayacak duruma gelmemekte, geçmiş dönemin bir bölümü için talep edilememektedir. Yani sigortalılar ve hak sahipleri, hak düşürücü sürenin sonuna kadar kullanmadıkları haklarını tümüyle kaybederken, zamanaşımında bir haklarının tümünü değil zamanaşımına uğrayan kısmını kaybetmektedirler.

3.1.        Gelir Ve Aylıkların Bağlanmasında
Zamanaşımı Uygulaması

5510 sayılı Kanunun 97. maddesinin birinci fıkrasında; iş kazası, meslek hastalığı ve ölüm hallerinde bağlanması gereken gelir ve aylıkların, hakkın kazanıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde istenmeyen kısmı zamanaşımına uğrayacağı hükme bağlanmıştır. Bu hüküm kapsamında olan gelir ve aylıklar şunlardır:

a) İş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalıya bağlanan sürekli iş göremezlik geliri,

b) İş kazası ve meslek hastalığı sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelir,

c) Ölen sigortalının hak sahiplerine ölüm sigortasından bağlanan aylıklar.

5510 sayılı Kanunun anılan hükmü ve Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 118. maddesinin ikinci fıkrasına göre yukarıda sayılan gelir ve aylıklara hak kazanıldığı tarihten itibaren 5 yıl geçtikten sonra talepte bulunulması halinde; talep tarihinden geriye doğru beş yıllık kısmı ödenecek, daha önce dönemlere ilişkin kısmı ise zamanaşımına uğrayacağından ödenmeyecektir.

Bu durumu örneklerle açıklayalım:

– 01/02/2009 tarihinde hak kazanılan aylık veya gelir için 01/04/2013 tarihinde talepte bulunulduğunda hak kazanma tarihinden itibaren 5 yıldan daha az bir süre, 4 yıl 2 ay, geçtiğinden 01/02/2009 tarihinden itibaren ödenmesi gereken tüm aylık ve gelirlerin tamamı ödenecektir.

– 01/11/2008 tarihinde hak kazanılan aylık veya gelir için 01/12/2015 tarihinde talepte bulunulduğunda hak kazanma tarihinden itibaren 5 yıldan daha fazla bir süre, 7 yıl 1 ay, geçtiğinden talep tarihinden geriye doğru beş yıllık kısmı yani 01/12/2010 tarihinden sonraki döneme ait aylık ve gelirler ödenecek, 01/12/2010 tarihinden önceki döneme ait aylık ve gelirler ödenmeyecektir.

Ancak 5510 sayılı Kanunun 97. maddesinin ikinci fıkrası ve Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 118. maddesinin üçüncü fıkrasına göre, aylık veya gelir talebinde bulunmamasının haklı bir sebebe dayandığını ispat edenler hakkında zamanaşımı uygulanmayacaktır. 2011/58 sayılı Genelgeye göre, ağır hastalık hali, kısıtlılık vb. durumlar haklı sebep olarak kabul edilecektir.

3.2.        Bağlanmış Olan Gelir Ve Aylıkların Alınmasında Zamanaşımı Uygulaması

506 sayılı Kanunun mülga 99. ve 1479 sayılı Kanunun mülga 78. maddeleri gereğince bağlanmış olan gelir ve aylıklar için de zamanaşımı söz konusuydu. Buna göre kendisine gelir veya aylık bağlanmış kişiler, herhangi bir döneme ilişkin gelir ve aylığını beş yıl içinde tahsil etmediklerinde, söz konusu gelir ve aylıklarının ödenmeyeceği hükme bağlanmıştı. Ancak 5510 sayılı Kanunda bu yönde bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 01/10/2008 tarihinden sonra bağlanan ancak alınmayan gelir ve aylıklar, zamanaşımı olmaksızın herhangi bir tarihte tahsil edilebilir.

Ancak 5510 sayılı Kanunun 4/1/a ve 4/1/b maddeleri kapsamındaki sigortalılıklardan dolayı 01/10/2008 tarihinden önce bağlanan gelir ve aylıkların alınmasında zamanaşımı uygulaması devam etmektedir. Zamanaşımı süresi 5 yıl olduğundan, 01/10/2008 tarihinden geriye doğru 5 yıllık dönemden önceki yani 01/10/2003 tarihinden önceki dönemlere ait gelir ve aylıklar için zamanaşımı süresi dolmuştur. Yani, bağlandığı halde tahsil edilmemiş olan 01/10/2003 tarihinden önceki dönemlere ait gelir ve aylıklar ödenmeyecektir. 01/10/2003 tarihinden sonraki dönemlere ait bu tür gelir ve aylıklar için zamanaşımı uygulanmayacaktır.

3.3. Hak Düşürücü Süre Uygulaması

5510 sayılı Kanunun 97. maddesinin üçüncü fıkrası ve Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 118. maddesinin dördüncü fıkrasına göre:

a) İş kazası ve meslek hastalığı nedeniyle hak kazanılan geçici iş göremezlik ödenekleri,

b) Gelir bağlanmış olan kız çocuklarının hak kazandığı evlenme ödenekleri,

c) İş kazası ve meslek hastalığı sonucu ölen sigortalı için verilecek cenaze ödeneği,

d) Ölüm toptan ödemeleri,

c) Aylık almakta olan kız çocuklarının hak kazandığı evlenme ödenekleri,

d) Ölüm sigortasından hak kazanılan cenaze ödenekleri hakkın doğduğu tarihten itibaren beş yıl içinde istenmezse düşer. Burada hak düşürücü süre işlediğinden, söz konusu haklar beş yıl içinde istenilmezse, bir daha ödenmeyecektir.

Örneğin evlenme ödeneği almayı hak eden bir kız çocuğu 25/09/2009 tarihinde evlenmişse evlenme ödeneğinin ödenmesini 25/09/2014 tarihine kadar talep etmezse, bu ödeneği alma hakkını kaybedecektir veya bir sigortalı iş kazası sonucu 12/10/2010 tarihinde ölmüşse, hak sahipleri haklarının düşmemesi için 12/10/2015 tarihine kadar cenaze ödeneği talebinde bulunmalıdır.

Ancak, 1479 sayılı Kanunun mülga 78. maddesinde, cenaze yardımı ile ölüm toptan ödemelerinin hakkı doğuran olay tarihinden başlanarak 10 yıl içinde istenmezse düşeceği öngörüldüğünden, 5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihi 01/10/2008 tarihinden önce ölen ve 5510 sayılı Kanunun 4/1/b maddesi kapsamında sigortalı sayılanlar için 10 yıllık, bu tarihten sonra ölen sigortalılar için 5 yıllık hak düşürücü süre uygulanacaktır. Örneğin 25/01/2007 tarihinde ölen sigortalının hak sahiplerine ödenecek cenaze yardımı 25/01/2017 tarihine kadar istenebilecekken, 22/10/2009 tarihinde ölen sigortalı için hak sahiplerine ödenecek cenaze yardımı 25/01/2014 tarihine kadar istenebilecektir.

3.4.        Hakkın Kazanıldığı Ve Hakkın Doğduğu Tarih Ne Demektir

Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere zamanaşımı süreleri hakkın kazanıldığı ve hak düşürücü süreler hakkın doğduğu tarihler itibariyle başlamaktadır. Aşağıda zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi haklar için bu tarihlerin ne ifade ettiği açıklanmıştır:

3.4.1. Hakkın kazanıldığı tarih:

a) İş kazası ve meslek hastalığı nedeniyle hak kazanılan sürekli iş göremezlik geliri için; alınıyorsa geçici iş göremezlik ödeneğinin sona erdiği tarihi, geçici iş göremezlik tespit edilemeden sürekli iş göremezlik durumuna girilmişse buna ait sağlık kurulu raporu tarihini takip eden ay başıdır.

b) İş kazası ve meslek hastalığı sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanacak gelir için, sigortalının ölüm tarihini takip eden ay başıdır.

c) Ölüm aylığı için, 5510 sayılı Kanunun 4/1/b kapsamındaki sigortalılar için prim ve prime ilişkin herhangi bir borç olmaması şartıyla;

– Sigortalının ölüm tarihini,

– Hak sahibi olma niteliğinin ölüm tarihinden sonra kazanılması hâlinde, bu niteliğin kazanıldığı tarihi takip eden ay başıdır.

3.4.2. Hakkın doğduğu tarih:

a) İş kazası ve meslek hastalığı nedeniyle hak kazanılan geçici iş göremezlik ödenekleri için usulüne uygun olarak alınmış olan rapor ile istirahatlı olunan tarihtir.

b) Cenaze ödenekleri ve ölüm toptan ödemesi için ölüm tarihidir.

c) Aylık veya gelir almakta olan kız çocuklarına evlenme ödeneği verilmesi için evlenme tarihidir.

SONUÇ

İş kazası, meslek hastalığı ve ölüm sigortalarından sigortalılara veya hak sahiplerine sağlanan yardımlar, bu kişilerin karşı karşıya kaldıkları sosyal risklerin olumsuz sonuçlarının azaltılmasında önemli bir yer tutmaktadır. Ancak yapılan bu yardımlar için zamanaşımı ve hak düşürücü süreler söz konusudur.

İş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalıya bağlanan sürekli iş göremezlik geliri ile iş kazası, meslek hastalığı veya ölüm sigortalarından hak sahiplerine bağlanan gelir ve aylıklar 5 yıl içinde zamanaşımına uğramaktadır. Gelir veya aylığa hak kazanıldığı tarihten itibaren 5 yıl geçtikten sonra talepte bulunulması halinde; talep tarihinden geriye doğru beş yıllık kısmı ödenecek, daha önce dönemlere ilişkin kısmı ise zamanaşımına uğrayacağından ödenmeyecektir.

İş kazası ve meslek hastalığı nedeniyle hak kazanılan geçici iş göremezlik ödenekleri, iş kazası, meslek hastalığı ve ölüm sigortasından hak kazanılan cenaze ödenekleri, gelir veya aylık bağlanmış olan kız çocuklarının hak kazandığı evlenme ödenekleri ve ölüm toptan ödemeleri için ise hak düşürücü süreler belirlenmiştir. Bu yardımlar, hak kazanılan tarihten itibaren 5 yıl içinde istenilmezse kazanılmış olan hak kaybedilecektir.

Faruk YÜKSEL

SGK Başmüfettişi

 

escort bayan escort bayan escort bayan