SGK İş Kanunu Soru Cevap

SGK VE İŞ KANUNU İLE İLGİLİ

SORULAR – YANITLAR

SORU

Şimdi bu fazla mesai ve hafta tatili ile resmi tatillerde çalışma durumlarında hesaplanacak ücretler hakkında değişik yazılar mevcut, zaten onlarda da bazen fikir birliğine varılamadığı belirtilmekte.

Ben fazla mesai saatinin 1,5 kat hesaplanacağı, hafta ve resmi tatillerde çalışılması durumunda da her gün için bir gün ilave edileceğini biliyordum.

Zaten bordro programlarımızda bu şekilde hesaplıyor. Ama gerek pazar ve gerekse diğer resmi tatillerde ki çalışmaların haftalık 45 saati aşması durumunda 1,5 ile çarpılacağından söz ediyor.

Bu konuda sizden ricam beni aydınlatmanız, eğer varsa bir yanlışımız bir an evvel düzeltmeyi istiyorum.

YANIT

Haftalık çalışma süresinin 45 saat olarak belirlendiği iş yerlerinde 45 saatten fazla çalışılan sürelerin ücreti normal sürenin ücretine oranla %50 zamlı ödenir. (4857 sk. md. 41/2’nci fıkra)

Örnek; işçinin 2 saat fazla mesai yaptığını düşünürsek, normal 1 saatlik ücretinin 10 TL oluğunu varsayalım 2 saatlik fazla mesai ücreti ise, 10×1.5×2= 30 TL olur. Yani işçinin 1 saatlik ücretinin %50 artırılması suretiyle (10×1.5) fazla mesai ücretinin tahakkuku yapılması gerekir.

Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışılması halinde ise o günün ücreti bir kat artırımlı ödenir.

Örnek: Normal günlük ücreti 100 TL olan bir işçi, ulusal bayram ve genel tatil gününde çalışması halinde o günün ücreti 200 TL  olarak ödenmesi gerekmektedir. (4857 sk. md.47)

Ayrıca fazla çalışmalarda işçinin bir saatlik ücreti %50 artırılacağı gibi   genel tatil ve ulusal bayram günleri karşılığında o günün ücreti bir kat arttırılması gerekirken bireysel iş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleri ile bu oranlar çalışanın lehine olacak şekilde yükseltilebilir. (4857 sk. md.41, 44 ve 47)

Ancak hafta tatilinde işçilerin çalşması halinde ücretleri yüzde yüz elli zamlı ödenmesi gerekmektedir.

Örnek: Günlük ücreti 30 TL olan birisinin hafta tatilinde çalışması halinde o gün için ücreti 75 TL olarak hesaplanıp ödenmesi gerekir.

_______________________________

SORU

Limited şirketin 2 tane ortağı var. Müdür dışardan atanmış imza yetkili. Şirketin SGK borcu var. Bu borçdan dolayı müdür mal varlığı ile sorumlu mudur?

YANIT

Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın süresinde ödenmez ise  kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulurlar. (5510 sk. md.88)

__________________________________________

SORU

07.06.1985 doğumlu erkek sigortalı,15 ay askerlik yapmış, askerlikten sonra ilk işe giriş tarihi 05/11/2010, 15/01/2013 tarihinde özürlü sağlık kurulu raporu almış. Rapora göre görme kaybı var ve tüm özürlü haklarından faydalanabilir diyor. Ve özür oranı %72. Sorum şu, bu arkadaş ne zaman emekli olabilir? Malulen ve diğer özürlü haklarından faydalanabilir mi ne tür hakları var?

YANIT

Sağlık kurullarınca usulüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbı belgelerin incelenmesi sonucu 4’üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılar için sigortalı olduktan sonra çalışma gücünün en az %60’ını kaybettiği kurum sağlık kurulunca tespit edilen sigortalı malül sayılır. Bu sigortalı en az 10 yıllık  sigortalılık süresini ve 1800 sigorta prim gün sayısın tamamlaması halinde malulen emekli olabilir. Bu süreyi borçlanmayla da tamamlayabilir. Borçlanılan süre borçlandığı gün sayısı kadar geri götürür. Sigortalı olduktan sonra özürlü sayılanlar Gelir Vergisi Kanunu madde 31’de belirtilen ikinci derece sakatlığına isabet eden tutardan İş Kanununun 30’uncu maddesinde açıklanan teşviklerden faydalandırılabilir.

___________________________________

SORU:

İki ortaklı bir şirketin ortakları hisselerini şirkette sigortalı olarak çalışmakta olan iki işçiye devrediyorlar. Şirkette sigortalı iken hisse devri alarak şirket sahibi olan iki sigortalı şirketteki sigortalılıklarını devam ettirebilirlermi,yoksa Bağ-Kur’a geçmeleri mecburi midir?

YANIT

5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 30.04.2008 tarihi itibariyle işletme sahipleri veya çalıştığı limited şirketlerine ortak olmaları durumunda (a) bendi kapsamındaki sigortalılığını sonlandırarak (b) bendi kapsamında prim ödemeleri gerekmektedir .

Bahse konu tarihten sonra iş yeri sahipleri ve şirket ortakları ortak oldukları iş yerlerinde kendilerini (a) bendi kapsamında bildiremezler. (5510 sk. md.53/ikinci fıkra)

Ancak şirket ortakları ortaklığını devretmeden başka işletmelerde (a) kapsamında hizmet akdine dayalı çalışabilirler, eski adıyla Bağ-Kur’a borçlu gözükmezler.

_____________________________________________

SORU:

Bir işçinin aylık çalışma gün sayısı 20 gün olup bu gün sayısı aylık 150 saate tedabül etmektedir. Bu bildirilen süre kısmi süreli iş sözleşmesi mi yoksa tam süreli iş sözleşmesine mi girer? Eğer tam süreliye girerse işe başlama bildiriminde gün sayısı olarak 20 gün olarak gösterildi. Bu durum ne olur? Ayrıca bu sigortalı emekli.

YANIT

Taraflar iş sözleşmesini kanun hükümleriyle getirilen sınırlamalar saklı kalmak koşuluyla, ihtiyaçlarına uygun türde düzenleyebilirler.

İş sözleşmeleri belirli veya belirsiz süreli yapılır. Bu sözleşmeler çalışma biçimleri bakımından tam süreli veya kısmi süreli yahut deneme süreli ya da diğer türde oluşturulabilir.

İşe başlatılan kişinin tüm sigorta kollarına veya SGDP’ye tabi çalışması durumu değiştirmez. Şayet çalışan kişi sürekli çalışmayacak ise  kısmi süreli sözleşme yapılmalı, ay içinde bazı iş günlerinde çalıştırılmadığı ve ücret ödenmediği beyan edilen sigortalının, otuz günden az çalıştıklarını ispatlayan belgelerin işverence ilgili aya ait aylık prim ve hizmet belgesine eklenmesi ve eksik gün nedeninin de kısmi sözleşmenin fotokopisinin kuruma ibraz  edilmesi gerekmektedir.

_________________________________________

SORU

Mükellefim işveren olarak 4/b’lidir. Aynı zamanda 4/a sigortalı olarak çalışmaktadır hem Bağ-Kur pirimi hem de sigortalı olarak adına pirim yatırılmaktadır. Emekliliğinde her iki pirimde yatırlımış olarak göz önüne alınacak mı yoksa iki sigortalılıktan birimi kabul edilecek

YANIT

Sigortalının 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde kanun kapsamına girmesi halinde (a) bendi kapsamındaki sigortalılık esas alınacaktır. Bu kapsamda sigortalı olanlar kuruma talepte bulunarak (b) bendi kapsamındaki primlerini de belirtilen gelir üzerinden ödeme yapabilirler.

Her iki kapsamda ödenen primler (a) bendi kapsamında değerlendirilerek bu bent kapsamından ödenen prim gün sayısı kadar kabul edilir. Aylık bağlamada tavanı geçmeyecek kadarı dikkate alınır. (2011/36 sayılı genelgenin 6.1.4 no.lu başlık.)

___________________________________

SORU

Adi ortak olan 2 mükellefimizin SG Kurumuna yüklü miktarda olan Bağ-Kur borcumuzdan dolayı banka hesaplarına el konulmasından korkuyor.  Bu konu hakkında bilgi verebilir misiniz?

Eğer icra konulması gündeme gelirse adi ortaklık olan işletmemizin banka hesaplarına el konulabilir mi ?

YANIT

Adi ortaklıktan dolayı şirket ortaklarının eski adıyla Bağ-Kur prim borçlarını ödememeleri durumunda kurum alacakları için işletmenin banka hesaplarına el konulamaz. Ancak kar payı dağıtımı olursa dağıtılan kar payı tutarlarına el konulabilir.

Kurum alacağını ödemek zorunda olan borçlu  tüzel kişiliğe ait ise tüzel kişiliği haiz işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere müteselsilen sorumlu tutulurlar.

_____________________________________

SORU

Kayseri Melikgazi sınırları içinde bulunan iş yerine merkez olarak Melikgazi SGK’dan iş yeri numarası aldık 3 işçi çalışmakta şu anda. Sonra Kayseri Kocasinan sınırları içinde  imalat yeri olarak üretim yerinin açılışını yaptık. Melikgazi SSK’ya dilekçe ile durumu bildirdik. Şimdi Melikgazi SSK  bize imalat yeriniz Kocasinan da olduğu için oradan bir numara alın ve imalatta çalışacak işçileri oradan bildirin diyor. Melikgazi’den numara alırken ayakkabı imalat olarak numaramızı aldık. Bildiğm kadarı ile ile imalat yeri için ayrı bir numara istenmiyordu. Bu durumda yapılması gereken nedir; yeni numara alacakmıyız? Yoksa halhazırdaki numaradan işçi girişine devam mı edelim?

YANIT

Büro, yazıhane gibi belli bir merkezden sevk veya idare edilmeyen ve faaliyeti belirli bir yere bağlı olmayan işler belirli yerde yapılmayan işler olarak kabul edilir.

Belirli bir yerde yapılmayan işlerde işverenin ikametgahı ile işin görüldüğü yerler  kuruma ait ayrı ünite bölgelerinde bulunuyorsa sigorta işlemlerinin işverenin yazılı başvurması üzerine, işin yapıldığı yeri çevresine alan ünite veya ünitelerden biri tarafından yürütülmesine, kurumca izin verilir.

Faaliyeti belirli bir yere bağlı olmamakla beraber, belirli bir merkezden sevk ve iade edilen işler, belirli bir yerde yapılmış sayılır. İş yeri bildirgesi, işin sevk ve idare edildiği yeri çevresine alan üniteye verilir. (Sig. İşlemleri Yönetmeliği md.30)

Bu durumda iki ayrı ünitede bulunan iş yerleri için tek dosyadan bildirge verilmesine kurumca izin verilmiyor ise ayrı bir numara alınarak açılan dosyadan ayrı ayrı bildirim yapılması gerekir.

_____________________________

SORU

Bir işçinin çalışma süresi 13,5 yıl, askerlik borçlanması yaparak 15 yılı tamamlıyor. İş yerinden kıdem tazminatı talep edebilmesi için askerlik borçlanması yapması doğru mudur? 15 yıl süreyi tamamladığı takdirde işten ayrılarak kıdem tazminatı talep edebilmesi için yapması gereken prosedür nedir?

YANIT

Askerlik, sigorta başlanıcı tarihinden önce yapılmış ise, yapılan askerlik borçlanmasıyla, sigorta başlanıcı  borçlanılan  gün sayısı kadar geriye götürülerek sigortada başlangıç tarihi o tarih kabul edilir.

Dolayısıyla askerliğin sigorta başlangıç tarihinden  önce yapılmış olması şartıyla, borçlanma ile birlikte sigortalılık süresinin en az 15 yıl olduğunu ve prim gününde en az 3600 gün olduğunu belgeleyen bir yazıyı kurumdan  alarak işverenine ibraz edenler kendi istekleriyle işten ayrılsalar bile o iş yerindeki kıdem tazminatına hak kazanmış olurlar.

_______________________________

SORU:

Rehabilitasyon merkezi işletmekteyiz devralalı 16 ay oldu çalışanlarımızla Nisan 2012 ayında 1  yıllık sözleşme yaptık ve biz işçilerimizden birini sözleşme tarihi gelmeden bitirmek istiyoruz.  Sözleşmeli olan bu işçimize kıdem tazminatı verecek miyiz? Bu işçi devraldığımız şahıstan  kıdem  tazminatı da almamıştır.  (Biz çalışanlarımızla her yıl bir yıllık sözleşme yapıyoruz. Bu  sözleşmeleri yenilemez isek kıdem tazminatı hakkı doğar mı)

YANIT

Belirli süreli iş sözleşmesi, esaslı bir neden olmadıkça, birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamaz. Aksi halde iş sözleşmesi başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir.

İşçilerin kıdemleri hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın, iş yerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverene geçmesi  veya başka  bir yere nakli halinde işçinin kıdemi iş yeri ve iş yerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. (1475 sk. md.14)

Bu hüküm doğrultusunda İş Kanununda gösterilen fesih hallerinde en az bir yıllık çalışması olan işçinin işine son verilmesi durumunda kıdem tazminatı ödenmesi gerekir.

İş yerinin devrinde işçinin hizmet süresine bağı hakları bakımından, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan, devreden ve devralan işveren müteselsilen sorumludurlar. Ancak devreden işverenin bu yükümlülüklerden doğan sorumluluğu, devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlıdır. (Borçlar Kanunu md.428)

___________________________________

SORU

Birçok işverenin veya işveren vekilinin, çalıştırmış olduğu personellerine yapmış olduğu “Hizmet Akdinin Askıya Alınması” işleminin hukuki dayanağı(Özellikle İş Kanunu nezdinde) nedir? İnternetten araştırdığım kadarı ile 4857-22/f ikinci paragrafı gereği deniyor.

Ama bence bu madde hizmet aktinin askıya alınmasını tam olarak ifade etmiyor.

Bu konuda bilgilerinizi ve deneyimlerinizi paylaşmanızı rica ediyorum.

YANIT

Hizmet akdinin askıda kalması durumunun çeşitli nedenleri vardır. Bu nedenlerin bazıları işçiyle yapılan sözleşmenin türü çalışılan işin mevsimlik olması, işçilerin grevde olmaları veya tutukluluk durumları nedeniyle ücretin işlemediği ve iş akdinin feshedilmediği durumları söyleyebiliriz.

Örnek verecek olursak özellikle turistik bölgelerde yaz döneminde işler yoğun olur kış sezonunda işlerin azalması dolayısıyla bu gibi yerlerde çalışanlara işten çıkış verilmeden iki üç ay sonra yeniden çalışmaya çağrılması gibi yazı verilmesi dolayısıyla bu süreler için ücret işlemediği  durumların iş sözleşmesinin askıda olduğunu söyleyebiliriz.

Esaslı sebepler olmadıkça, işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kalmadıkça iş sözleşmesinin aksıda kalmasından söz edilmesi veya uygulanması durumları işvereni haklı kılmayacağını da unutmamak gerekir.

______________________________________

SORU:

1990 – 1993 yıllarındaki faliyette bulunan iş yerimden dolayı Bağ-Kur’a prim borcuna karşılık borcum ve hizmetim silindi.Emekli olabilmem için silinen bu hizmetimi primimi ödeyerek tekrar satın alabilir miyim?

Emekliye esas olan en son 7 yıl çoğunluk neredeyse oradan emekli olabilir ilkesine göre son 7 yılın takvim yılı olarak olarak mı yoksa hizmettedeki son 7 yıla tekabül eden gün sayılarımı dikkate alınıyor ?

YANIT

Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar tescilleri yapıldığı halde 30.04.2008 tarihinden önce beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcunu sildirenler daha sonra müracaatları tarihinde 80’inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenecek prime esas kazanç tutarı üzerinden hesaplanacak borç tutarının tamamını, borcun tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri taktirde, bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. (5510 sk. geç. md.18)

Birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden ilgililere son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca kendi mevzuatına göre aylık bağlanır. Burada takvim yılı olarak değil, sigortalılık fiili süresi açısından değerlendirilir.

_______________________________________

SORU

8 yıldır çalışan işçimiz;

1475 sayılı Kanundan faydalanmak üzere kendi isteğimle ayrılıyorum.Yıllık izin,mesai haklarımı aldım. Diye bir istifa dilekçesi sunarak 28.12.2012’de işten ayrıldı.05.03.2013’de elimize 12.02.2013 tarihli SGK il müdürlüğünden bir yazı geldi.Bu işçinin 18 yıl 9 ay sigortalılık süresi vardır ve bu yazı kıdem tazminatı almasına esas olarak gönderilmiştir.

Bu yazıyı istifa ederken bize sunmalıydı diye düşünüyorum,kıdem tazminatını vermeli miyiz?

YANIT

Yaşlılık aylığı bağlanması için gerekli olan yaş şartı dışında kalan diğer şartları (sigortalılık süresini ve prim gün sayısını) tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, kurumdan bu sürelerin tamamlandığına dair yazı alarak işverene ibraz etmeleri halinde kıdem tazminatı alabilirler. Sigortalının durumunu belgeleyen yazı ibraz etmeden istifa etmesi durumunda işverenin kıdem tazminatı ödeme yükümlülüğünü bize göre ortadan kaldırır. Ancak, bu durumun yargıya intikal ettirilmesi durumunda genellikle vatandaş lehine ağırlıklı olacağı kanaatini taşımaktayız.

_________________________________________

SORU

İşçi çıkış 28.02.2013

Çıkış bildirgesine gün 30 gün mü yazacağız; 28 gün gün mü yazacağız.?

YANIT

Ay/dönem içindeki çalışmaları tam olan sigortalıların prim ödeme gün sayısının kaç gün olduğuna bakılmaksızın (ay/dönemin 28, 29, 30 veya 31 gün çektiği üzerinde durulmaksızın) 30 gün olarak sisteme girilecektir.

Dolayısıyla ay/dönemin ilk günü işe başlayıp son günü işten ayrılan ve ayın tamamı için ücret almaya hak kazanmış olan sigortalıların ilgili ay/dönemdeki prim ödeme gün sayıları otuz gün olarak dikkate alınır.

___________________________________________

SORU:

Büro memuru olarak çalışacak kişi daha önce sağlık ocağından rapor getiriyordu. Bu arada yasada değişiklikler oldu, son durum nedir?

YANIT

Sağlık raporu alınmamış herhangi bir işçinin ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılması yasaktır. Bu raporlar iş yeri hekimi, iş yeri sağlık ve güvenlik birimi, ortak sağlık ve güvenlik birimi bunların bulunmadığı iş yererinde aile hekimliği dahil hükümet veya belediye hekimleri tarafından da verilebilir.

İş yeri hekimi tarafından verilen rapora itiraz halinde işçi  en yakın Sosyal Sigortalar Kurumu hastanesi sağlık kurulunca muayeneye tabi tutulur. Verilen rapor kesindir.

İş yerinde çalışan işçi sayısı ellinin altında olan iş yeri hekimi bulundurma zorunluluğu olmayan ağır ve tehlikeli olmayan işlerde çalıştırılacak işçiler için sağlık ocağı dahil hastanelerden alınan sağlık raporu geçerlidir. Uygulama önceden olduğu gibi aynen devam etmektedir.

_______________________________________

SORU

Emekli Sandığından emekli bir şahsın anonim şirketinde ortaklığ yok. Ama yönetim kurulu üyeliği var, aynı zamanda huzur hakkı alıyor, sosyal güvenlik destek primi ödemek zorunda mı?

YANIT

Anonim şirketlerde şirket ortağı olmayan yönetim kurulu üyeleri 4’ üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı sayılmamakta olduğundan emekli kişinin maaşından SGDP kesilmez.

Şirket ortağı olmayan ve yönetim kurulu üyeliğinde görev alan emekli kişiye şirketçe ödenen ücret üzerinden SGDP kesilerek ödenmesi gerekir.

______________________________

SORU

Kıdem tazminatının tavanı aşma durumunda, örneğin brüt aylığı 3.275.00 TL olan kimse 8 yıldır çalışmakta olup emekliliği gelmiş durumdadır. Bu kişiye ödeyeceğimiz kıdem tazminatı nasıl hesaplanacaktır? Net ödeyeceğimiz rakam nedir?

YANIT

1.1.2013 –30.06.2013 tarihleri arası geçerli olan kıdem tazminatına esas tavan ücret 3.129.25 TL dir.

Dolayısıyla aylık ücretleri tavan ücreti aşanlara kıdem tazminatının ödeneceği durumlarda, belirlenmiş olan tavan ücreti üzerinde kıdem tazminatı ödeme zorunluluğu bulunmamaktadır. Kıdem tazminatına esas tavan ücreti üzerinden bir ödeme yapılması halinde tavanı aşan kısımdan gelir vergisine tabi tutulmalıdır.

Söz konusu kişiye ödenecek tazminatta tavan ücret esas alınacaksa kıdem yılı ile tavan ücretinin çarpımı kıdem tazminatını belirleyecektir.

Ayrıca yıldan arta kalan ay ve günler de orantılı olarak tazminat hesaplamasına dahil edilmelidir.

_______________________________

SORU

Malulen emekli bir şahıs loto bayii işi yapıyor. Sigortalı işçisi de var.

Bu durum malulen emekli olan birisine sıkıntı yaratır mı?

YANIT

1.10.2008 tarihinden önce sigortalı olup, malullük aylığı bağlanmış olan;

4/b (Bağ-Kur) sigortalısı, 4/a (SSK) kapsamında sigortalı olursa prime esas kazancından yani o iş yerinden aldığı ücret üzerinden SGDP’ye tabi tutulacak, 4/b veya 4/c kapsamında sigortalı olması halinde ise emekli aylığı kesilecektir.

4/a sigortalısı 4/b kapsamında sigortalı olursa emekli aylığı kesilmeyecek sadece emekli aylığındın  %15 oranında SGDP kesilecektir. Ancak, 4/a veya 4/c kapsamında sigortalı olması halinde ise, emekli aylığı kesilecektir. (5510 sk.
md. 26, 27 ve geç. 14-2011/58 genelge 2. bölüm/6)

_____________________________________

SORU

Anonim şirketimizde yönetim kurulu başkanı ve başkan yardımcısına (Her ikisi de kurucu ortak) genel kurul kararı ile huzur hakkı ödemesi 7.000 TL yapıyoruz.

Yönetim kurulunun şirketimize atamış olduğu bir müdür var. (müdür aynı zamanda kurucu ortak) Bu müdüre 5.000 TL maaş ödemesi yapıyoruz.

Benim öğrenmek istediğim şu:

Yönetim kurulu başkanı ve başkan yardımcısı ile müdür şirkette SGK 4/a (sigortalı) tabi olarak gözükmek istiyorlar.

Bu mümkün mü yoksa kendilerine SGK 4/b (Bağ-Kur) mu ödememiz gerekiyor?

YANIT

Anonim şirketlerde şirket ortağı olmayan yönetim kurulu üyeleri (a) bendi kapsamında sigortalı olabilirler. 1.10.2008 tarihinden itibaren anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortakları yönetim kuruluna seçildikleri tarih itibariyle (b) bendi kapsamında sigortalı olması gerekir.

5510 sayılı Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sayılanlar kendilerine ait veya ortak oldukları iş yerlerinden dolayı (4/a) bendi kapsamında sigortalı bildirilemezler. (5510 sk. md.53/ikinci fıkra)

2 comments

  1. NAMIK KEMAL dedi ki:

    Merhaba özel bir şirkette avm’de satış elemanıyım haftalık 52 saatten çalışıyoruz molalar düşüldüğünde 45 saat ediyor.bu kurban bayramında bize 2 gün izin verdiler pzt-salı-çarşamba 10:00-24:00 çalıştık cumartesi-pazar 10:00-22:00 çalıştık ve bizim fazla çalışma yapmadığımızı alacak saatimiz olmadığını söylüyorlar böyle bir uygulamanın iş kanununda yeri varmı iş mahkemesine hakkımız için başvuruda bulunabilirmiyiz.

  2. Mustafa dedi ki:

    31 daireli sitemize disaridan bir yonetici atadik. Bu yöneticiye aylik 1000 tl ödenme hususunda anlasma saglandi ve aradan 1 yıl gecince yonetimi kat maliklerinden birine devrettik ancak görevine son verilen yoneticiye her ay duzenli sekilde ucret odenmesine ragmen fazladan ucret istiyor aksi takdirde sgk ya bildiririm sizleri seklinde tehditlerde bulunuyor bunun karşılığında savunma olarak bize fatura vermedin ve profesyonel olarak bu işi yapmadin diyip tehditlerini bertaraf edebilirmiyiz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir